izin günlerinde erken kalkmanın hüznü

selamlar okuyucu,

sabahin bes bucugunda listemdeki ilk mekanin bulundugu sunshine coast’a dogru suruyordum minibusu. ve icimden bu kadar parayla ne yapacagimizi dusunuyordum. jay-z 99 problems caliyordu. cok sorun var, kari kiz isleri dert degil diyordu jay-z. ben de aynisini dusunuyordum. persembe aksami oynadigim sayisala dokuz bucuk dolares vermistim ve cuma sabahi telefonun ekraninda aplikasyondan gelen tebrikler bildirimi vardi. yataktan kalkip tuvalete yonelirken bildirimi actim. on bir dolar kazandin diyordu. guzel dedim, iki dolar iki dolardir. kucuk seylerin tanrisi olarak beni, onemli olan yarismakti mottosu hayatta tutuyor, kazanmak-kaybetmekle ilgili dertlerim yok. gecen gun spotify’da doksanlar turkce pop acmistim, usenip degistirmeyince uc gun boyunca doksanlar turkce pop dinledim, usengeclik had safhada olunca kazanmak anlamli bir kelime olmuyor.

sabah cok erken gelen o yasama sevinci bence hayatimin anlamini da icinde tasiyor. hafta sonlari bu sebeple erken kalkip kendimizi disari atmayi cok severiz gulcemle. “abi hava bozulmasin, aman deniz carsaf gibi olsun” hani o carsaf gibi olan deniz oglene dogru bir kucuk sallanmaya baslar ya, hah aynisi o sabah havasinda da var. daha koklanmamis, sifir kilometre hava. cek icine cek, cigerler bayram etsin.

bir de cuma gunu mesai bitimine dogru gelen yasama sevinci var. ahhh sevinclerin en guzeli gibi degil mi ya? o ilk biranin acilis aninda yasanan mutluluk. gencligimin buyuk bolumunde hafta sonlari, bayram, seyran demeden calismistim, o sebeple cuma gunlerine verdigim onem coktur. simdi bir de ustune yeni bir yerde olmanin verdigi heyecan var. ohhh kesfet babam, kesfet. bu satirlari yazarken de cumartesi aksaminin ilk birasi acildi. cok keyifli bir ipa. indian pale ale. aman da ne tatli gidiyor. aslinda bir ara memleket biralari listesi yapsam, elimizde guzel kaynak olur. bildigim uc bes birayi size satarim, havam olur, ortamlarda bira gurmesi dersiniz. gulce gibi sarabi tatmak icin agzina goturdukten sonra “himmm, sarap” diyen bir bira evladiyim ben de. begendim, begenmedim. gurmeligim bu kadar.

en sevdigim dizi olan how i met your mother’da hep gipta ettigim seylerden biri de elemanlarin evin altindaki mclaren barda surekli takilip, bira icmeleriydi. onlari her seferinde orada gordukce, hayalini kurardik biz de arkadaslarla. ulan soyle ortam olsa sahane olmaz mi falan diye. brisbane’a gelince su an tuttugumuz gecici evin komsusu pub olunca sevindik biz de. ama isin asli oyle degilmis. biz artik surekli barda icen insanlar degilmisiz bunu ogrendik. ikinci olarak da persembeden itibaren baslayan canli muzik esliginde takilma sevdasi. adamlar seviyor kardesim. hafta sonu gelirken koca sehir dev bir turku bara donuyor resmen. gerci cok gec saate kalmiyorlar ama benim killar kadayif oldugu icin bana gec geliyor heralde. gecen gun kanka kisisi ile konusuyorum, bana diyor ki takiliyosundur heee, guzel sehirmis. dedim ya erkenden eve geliyoruz. diyo ki on gibi mi geliyosun. adamin aklinda oyle kalmisiz tabi, hizli zamanlari dusunuyor. dedim olm, yedi gibi evdeyim, dokuz gibi yatarim, kralini tanimam. ehuhehe diye guluyo.

yanisi okuyucu, hafta sonu candir. hepiniz bunu biliyorsunuz, inkalari, mayalari, misirlilari bunlari tabletlere yazdilar, on bin yillik insanlik tarihinde bunu ilk soyleyen ben olamam di mi? ama ne yapalim, her donem birilerinin en klise seyleri yapmalari beklenmiyor mu? anti klise timi karikaturu olsaydi agzima agzima vururlardi daha “abi hafta sonu…” derken.

calisirken en sevmedigim seylerden biri mesai saatinde disarda gezen o mechul kalabalik. ulan gotumuzden ter akiyor, butun kafeler dolu, butun sahiller yuruyen, kosan, sabitce duran sortlu adamlar, taytli kadinlarla dolu. kimsiniz lan siz diye bagirmak istiyorum her seferinde. hatta arabanin icinde, camlari kapatip bagirmisligim da var. gecen gun yine bu sekilde soverken sabah yedi gibi biraz boslugum olustu is listemde. sansa sahile yakindim, en yakin kafeden kahve alip, arabayi sahile cekip, erik dali actim. tamam saka, acmadim. sadece sahile gidip, o kim olduklarini bilmedigim zengin kalabaligin arasina karistim. bes dakikalik ara yetti. artik onlardan biriydim, rahatlamistim. hep soylerim, zengin seviyorum, zenginlere karsi hep bir ceketimin dugmesi ilikli olur. paranin kopegi olmusum sanki. yanlis anlasilmasin kendim zengin olmak istemiyorum, zenginleri seviyorum sadece. maasla yasayan insanlariz, zenginlik bizim icin sadece guzel gecen bir cumartesi gununde, yuruyus yaparken “asil zengin biziz, biliyon mu” diye baslayan iki yuzlu konusmalarimizdan ibaret. hee anam hee asil zengin biziz.

“hayir, hayir oyle demedim” simdi gulce kizar, sen seviyorsun zenginleri ben degil diye. cumlenin basindaki alintida son zamanlarda en sevdigimiz, en komik youtube kanali kukla kabareden alinti. hayir hayir oyle demedim. kukla dayimizin her daim kivirma cumlesi. gercekten olaylara gercek hayattan yaklasimi mukemmel. eger cocugunuz varsa ve onu mukemmele yakin yetistirmek istiyorsaniz her gun bir doz dayiyi izletin, gercek hayata hazirlikli olsunlar. masallara yaklasimi ise gercekten muazzam. en son hansel ve grateli anlatip, yaninda bulunan partneri nihat’a donup “nihat biz bunu anlatmayalim cocuklara, palu ailesini anlatalim, o daha masum” demesiyle beni benden aldi. raki icmeye yaklasimi, hesap odeme sirasinda, ben kalamar yemedim cikisi, bolme islemini cocuklara 35lik raki uzerinde yapmasi ise klasik eksi sozlukcu olan beni sandalyeden dusurdu desem yeridir.

ne anlatiyosun tirrek deme okuyucu. cumartesi aksami ikinci birami acmisim, gunun ne kadar guzel gectigini anlatmak istiyorum aslinda. ama konuya giremedigimden etrafindan dolasiyorum. gezdik okuyucu gezdik. konuyu oraya getirecegim. cennet mekan gold coast’un en bi guzel sahili burleigh heads’e gittik. gold coast denen yer o kadar buyuk ki gezmekle bitecek gibi degil. ama burleigh heads bir baska. butun o plaza, kocaman binalar ve cok amerikanim lan ben diyen surfer paradise gibi degil. hareketli, mekanlarla dolu, ama sahilinde hayatin durdugu bir sakinlige sahip cennetten bir parca. james street diye bir ana caddesi var, ziplenmis istiklal caddesi gibi. ne tur magaza ararsan var yuz elli metrelik caddede. kahveciler, restoranlar, kiyafet magazalari, yazlik yerin olmazsa olmazi bileklik satanlar falan filan.

hele hele sahilden tallebudgera denen semte bir yuruyus yolu var. aman aman, ben nereye geldim dersin. anlatmasi cok zor, adamlarin dogayi koruma sekilleri ve bunu yaparken de senin de onun icinde olman harika bir duygu. bu yuruyus yolunda kocaman kayalar, agaclarla bir olmus, subhanallah kardesim, ibretlik bir paylasim dedirtiyor.

harala gurele bir o tarafa bir bu tarafa giderken, insanlara bakiyoruz, cogunluk sahilde oturmus, huzurlu bir sekilde okyanusu izliyor. oysa biz oyle miyiz, capon turist gibi, oradan oraya kosuyoruz. niye? cunku yeniyiz amk. kesfetmek, gormek, bilmek istiyoruz. elbet bir yerde duracagiz biz de, oturup, okyanusa karsi huzurla bakacagiz. simdilik kosturmamiz, ogrenmemiz lazim. ta ki ogleden sonraya kadar. aciktik cunku. ac ayi oynamaz okuyucu. biz de bu dusturla hemen yemege kostuk. buldugumuz ilk yunan lokantasindan aldigimiz yemekleri sahilde oturan insanlarin arasina karisip, huzurla okyanusu izleyerek gomduk. gordugun gibi iki saatte dunya degisti. biz buyuz okuyucu, o oyle degil deriz, sonra hayir o oyledir deriz. ay ayni espriyi bi daha yapicam, “hayir, hayir oyle demedim gulcem”

yemekten sonra, sahilde uzun uzun yuruduk. denize girmesek bile ayagimizi suya soktuk, ulan zenginler yasiyo be dedik, ev fiyatlarina baktik, aslinda kopek alacan haaa, sahilde kosturacan diye geyigimizi yaptik. tam bunlari yaparken gulen gozler filmindeki vecihi gibi bir sahne yasandi. ustumuze dogru gelen ucak, manevra yaparak ustumuzde tur atti. sonra arkasindaki yaziyi farkettik. kasey’i cok seven partneri evlenme teklif ediyordu. sahilde insanoglunun zeka seviyesi test edildi, onaylandi. herkes kadin erkek farketmeksizin “yes, yes, yes” diye bagiriyordu. o sirada gulce’de islik calip ucagin dikkatini cekmeye calisiyordu. karsidan gelen bir abi kasey sen misin diye sorudu gulceye. ben de atlayip yok benim dedim. gulustuk. zeka seviyemizin insanlikla ayni olmasina sevindik.

gunun sonunda “asil zengin biziz la” diyip, gule gule olduk. iste boyle okuyucu. hafta sonlari guzel gecsin, nehirlerinden biralar, saraplar akan cennetler ayaklarimiza gelsin. ama biraz ucuz olsun amk. daha zengin olacaz. selametle kal, bozkirin tezenesi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s