benim meskenim dağlardir dağlar

selamlar okuyucu,

ikinci dalga geliyor, ikinci dalga soyle olacak, ikinci dalga boyle olacak diye diye ikinci dalgayi getirdik. virusun ilk gunlerinde “abii yeeaa viruse yakalanmak icin en guzel ulkedeyiz” falan diye romantik komedi formatinda takiliyorduk. sonra her sey iyiye gitmeye basladi. sayilar dustu. mekanlar acilmaya baslandi, hah tam normale donuyoruz sanirim derken melbourne’de sayilar birer ikiser yukselmeye basladi. olur o kadar ya, giderayak bizi deniyo diyerek gormezden geldik. iki hafta once sehrin bati ve kuzey yakalarindaki bir kisim semte kismi izolasyon getirildi. insanlar tam “olur mu oyle sey yav” derken asil bomba patladi. iclerinde genelde gocmen, fakir ve isci sinifinin yasadigi 9 buyuk binaya sokaga cikma yasagi getirildi. bu 9 konutta 3.000 kisi yasamakta. polisler binalarin koridorlarina dahi yerlestirildi. ve oncesinde bir haber vermeden yapildi bu is. devlet her turlu destegi kendilerinin verecegini, yiyecek, icecek, ilac, oyuncak, is kaybindan dolayi olusacak maddi kayiplari karsilama vs. soyledi. tabi bir takim halk kitleleri bunu protesto etti. bir saat once kadar da eyalet baskani cikip tum melbourne’de yeniden kisitlamalar geldigini soyledi, hepimiz bi rahatladik. ohh bee. ikinci dalga, birincisini aratmayacak sekilde.

tabi blogunuz vakitlice sanki bunlari sezmis gibi, ulan kac aydir evdeyiz, kuruduk kaldik, soyle bi yol yapalim, iki doga gorelim, oksijeni kokleyelim diyerek sinsice planlar yapmisti bunlarin hemen oncesinde. hee bu arada eyalet sistemi ile yonetilen avustralya’da diger butun eyaletler bizimle sinirlari kapatti. en son iki gun once, 101 yil sonra, ispanyol gribinden sonra ilk defa sidneyin bulundugu yeni guney galler eyaleti de sinirlarini kapatti, iyice bi rahatladik tabi. yani ulke icinde bile bir yere gitme hakkimiz yok. hapis cezasi var. pic gibi kaldik ortada. istenmeyen cocuk gibiyiz.

iste butun bunlarin ortasinda, evde kal, evde kal cagrilarina inat eder gibi vurduk kendimizi yollara. resmen bilime, hipokrata tepki olarak dogmusuz. nerelere gittik, neler yaptik, az sonra.

grampians’a gittik okuyucu. nedir grampians allahin denyosu deme okuyucu, aciklayacagiz. delillerle, fotograflarla aciklayacagiz. grampians cennettir bir kere o konuda anlasalim. bize uzakligi 3.5 saat civaridir ve daglardan olusmaktadir. ohhh mis gibi dag havasi, ac cami ac, oksijen girsin iceri.

bir pazar sabahi atladik sevgili corollamiz ismet’e ve yola vurduk kendimizi. hep soyleriz kendi aramizda, varilacak yerin onemi yok, yoldur onemli olan diye. iste bu muhabbetle dura kalka ilerlemeye basladik. ilk duragimiz 1.5 saat uzakliktaki Ballarat adindaki sehrimiz oldu. dedik bi kahve icelim, bi iki bisi atalim agzimiza. kafelerde 20 kisi siniri var. bundan dolayi bazi yerlere isminizi numaranizi alip sizi ariyorlar yer musait olunca. bi iki kafede sansimizi denedik olmadi ama sonra kucuk bir sokak arasinda bir yer bulduk.

ballarat kucuk bir sehir, daha oncede gelmistik bu sebeple kahvemizi alip siktir olduk hemen. sonrada varacagimiz yer olan halls gap adli kasabaya kadar yolda gordugumuz her kucuk kasabada, koyde, sehirde durduk. ararat adinda bir sehir vardi mesela, sirf meraktan bir ugradik, pek bir numarasi yoktu. beaufort adli bir kasabaya ugradik, kucuk, minnak bir tren istasyonu ve sanat galerileri vardi. ama yalan soylemeye meyilli insanlar sanirim, sanat galerilerinin acik oldugunu iddia etmelerine ragmen kapi kilit, cam kapaliydi.

tabi oraya ugra burada dur, cisim geldi, ayagim agridi derken grampians yolu bize oldu 5 saat. ama yaklastikca cografya bi degisti, bi guzellesti, bi yesillendi, yol bi issizlasti. pomonal diye bir koyde sarapevi varmis, dedik bakalim bi neymis ne degilmis. ben araba kullanirken icmiyorum ama gulce gomer, affetmez. aldi bi deneme tahtasi 5-6 sarap denedi. tabi biz diyetteyiz biliyosunuz her zamanki gibi. diyet diyet derken gecen bi baktim pornosu cikmis mehepe milletvekili gibi gobek yapmisim. ohannes dedim kendime. simdi yine diyete donmece, hayat dongumuz. pomonaldan sonra halls gap denen kasabaya geldik. etrafi daglarla cevrili kampa gelenler icin yapilmis bir yer. kalmak icin kucuk bir kulube tutmustuk. gelince gorduk ki buralar hep kulube. inanilmazdi. bir de karavanla gelenler falan, okul tatili oldugundan cocuklu aileler falan, tam bir sosyal mesafe test alani. her yerde sira var. avustralyalilarin ata sporu sirada beklemek. bir sey olsa, bir yer acilsa da beklesek diyorlar resmen. bir kahve icin 20 dk bekleyebilirler, hic sikinti yok.

kulubemiz merkeze yakin, verandasi olan, sobayla isinan tatli bir yerdi. sobayla isinma kismi onemli, zira burda kis mevsimi iliklerimize kadar yasaniyor. mekanin sahipleri bol miktarda odun birakmislardi, baltayla kira doke yaktik hunharca.

asil guzel mevzu ise her yerde bulunan kangurular oldu. evin onunde otluyor, dogal hayatinda, seni farkedince aptal bir surat takinip hay amk bakisi atip kaciyorlar falan. cok guzel hayvanlar ya. bir de kokabura adi verilen kuslar. gordugum en sevimli kus bunlar ya. laughing kookaburra diye bi cinsleri var resmen kahkaha atarak otuyor. gugil efendiye sorun hemen gostersin size. bu arkadaslarin sesini her duydugumuzda heeeee diye ergene bagliyoruz cunku sehirde bulunmuyorlar pek.

iste kangurudur, kokaburadir, saraptir, sobadir derken gunu bitirdik. e tabi nostalji hastaligi, hemen mandalina kabugu attik sobanin ustune, orhan veli siirleri dinledik falan. cok elit ortam yani. goruntumuz uludaga giden burhan altintop olsa da.

ikinci gun asil mevzulara basladik. gezmece tabiki. dagdayiz ne olacak. horizontal ile verticali karistiranlarin kurtaricisi dikey limit filminin sahnesi gibi her taraf. instagramcilarin cok sevdigi dagin tepesinde vadiye hakim, alti bos, ucuruma nazir bir kaya olur ya hani. ucuna kadar gidip fotograf cektirilir. iste o kayayi bulduk. “eski unlunun son hali gorenleri sasirtti” tandansli oldu di mi? tabi buralarda selfie cekerken dusup olen darvin odullu vatandaslarimizdan sonra artik cevrelerine demir bariyerler konmus, tam uca gidemiyorsunuz. bunlarin ilki boroka look out. sabah dokuzda gittik, kimsecikler yoktu, biraz sis vardi ama o da ortami daha guzel hale getiriyordu.

buradan 3-5 km yukarda reed lookout diye ikinci bir yer daha var. burasi vadinin baska bir kosesine bakiyor ve resmen nefesiniz kesiliyor guzeliginden. hatta balconies denen bir iki manzara yeri daha var burada. bir km kadar yuruyorsunuz ormanin icinde. yururken kesilen agaclarin koklerini gorduk. kesmek icin gonderilen arkadas isini keyifle yapan biriymis belli. koklerden bank yapmis resmen, yorulduysan dinlen diye.

ve selaleler. bir dag gezisinin olmazsa olmazi. mckenzi falls. buyukce bir park alani gibiydi. otopark, piknik masalari falan. once selaleyi karsidan goren tepeye bir manzara noktasi yapmislar ona gittik. harikaydi. gidis donus 1.5 km yurume mesafesinde ama keyifli duz yol. sonra selalenin oldugu yere inmek icin yola ciktik. 570 metre. bak iste burda insanlik test ediliyor. her guzel seye oyle cabuk ulasamazsin kucuk sincap diyor doga resmen. 570 metre cogunlugu basamak olan yokus asagi bir yol. inmesi super zevkli. indigin yerde gordugun selale super. sonra sira geliyor cikmaya. ya bak kardesim biz kufur etmeyi sevmiyoruz ama sen bizi zorluyorsun. hay ebeni bee o nasil bir sey oyle. terin gotunden akmasinin tam karsiligi. garantili. akmazsa paran iade kardesim, bul bizi.

tum bu guzel seylerin ustune kaldigimiz kasabaya donup, guzel bir seyler yeme zevki. halls gap’de yemek yiyin kardesim, helali hos olsun. adamlarin elleri guzel, yemekler on numara, bes yildizdi. tabi bu kadar dag gezisi yapinca coken yorgunluk cabasi. ama ya ruhlarimiz. doganin verdigi destek paketi. genc adamsin, cebinde bulunsun diye yakin akraba gibi sirtimiza vurarak, “cek oksijeni cek, cigerlerin acilsin” demesi. sukur be kardesim.

insaniz tabi, maddi manevi ihtiyaclarimiz var. belgesel seslendirmesi gibiyiz; gezmek icin dogdular, hayatta kalmak icin, yurumek zorundalar. bu kucuk sincaplar bir sonraki destinasyonlarina varabailecek miydi? doga yine onlar icin surprizlerle doluydu. kahramanlarimiz bugunu de atlattilar.

donus yolunda silverband falls denen kucuk bir selaleyi daha aradan cikarttik, lake bellfield adli golu bir dolastik ve gercek avustralya dedigimiz koylerin icinden, saman balyalari dolu yol kenarlarina inat zaman balyalarimizla evin yolunu tuttuk. giderken spotifyda “balkanlardan ortadogu” diye bir playlisti dinledik, yapan arkadasin eline koluna saglik. vallahi cok guzeldi. donuste ise son zamanlardaki favori komedyenimiz deniz goktas’in podcastini dinledik ve yine cok gulduk. podcast adi ‘deniz goktas’a ayiracak vaktim yok’ ama bizim var. kendisine de bol sans dileyelim, belki okuyan bir iki kisi daha dinler de eglenir.

iste boyle okuyucu. corona gunlerinde hayat hala devam ediyor. ve siktigimin virusu yuzunden evlerde gecirilen zaman cokca artiyor, tuketim fazlalasiyor, uretilen icerikler birer birer tukeniyor. ama nefes almaya devam ediyoruz. kaliteli oksijenleriniz olsun bozkirin tezeneleri.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s