eski tas eski hamam yeni normal

selamlar okuyucu,

gunun ilk birasinin acildigi bu guzel kis gununden hepinize selamlar. iyi peynir, kaliteli zeytinyagi ve ahsap kesme tahtasi pesinde omrunu geciren blogunuz vakitlice on the air. evlat olsan eldivensiz sevilmezsin diyerek birbirimize eldivenle dokunup, dezenfektanla hucrelerimizi oldurdugumuz corona gunlerinden tarihe not dusmeye devam.

kuzey yarimkurenin yaz mevsimine girdigi bu gunlerde biz guneyliler kisa girdik. girdik di mi sebastiyan? evet girdik amirim. gordugunuz uzere jargon hala behzat c. memlekette kralicenin dogum gunu olmasi sebebi ile-queen’s birthday- pazartesi gunumuzde tatil oldugundan yine uzun bir hafta sonu yasadik. sansimiza hava guzeldi. melbourne denen memlekette aslinda iki ay yaz sonrasi mordor sonrasi karanlik. arada guzel gunler gelse de onlar sarkilarda bahsedilen gunler degil cocuklar, heyecana gerek yok, motorlari maviliklere surmeyin lutfen. ama uzun suredir evde kapali kalmanin verdigi duygularla biz de kendimizi sokaga vurduk yine. bi de diyete baslamistik ona da ara verdik, ne de olsan kan bizim damar bizim. behzat c.’nin sinema filmleri ile raki aksami yaparak tatili baslattik. arkadasim raki bizim isimiz, getirin icelim. raki hazirligi yaparken romantik komedi filmlerine donuyoruz resmen. o domates kesilirken bi dilim agza atmalar, sevgilinin hazirladigi mezeye iltifat etmeler, neset ertas ovmeler, iran sinemasinin bundan geri kalmamasi, hayatin tum yukunu bir kenara birakmiscasina hareketler. aylardan haziran olunca raki icmek icin cok sebebimiz var aslinda. bir kere hayatimizin anlami gezinin yil donumuydu gectigimiz gunler. ayni anda amerika’da bir polisin george floyd adinda bir insani tum piskinligi ile oldurmesi ile black lives matter hareketi yine gundeme oturdu. floyd’u olduren caninin o esnada ellerinin cebinde olmasi, son derece piskince kameralara bakmasi falan atalarinin zamaninda yaptiklarinin tek bir bedende vucut bulmus hali gibiydi. sonrasinda amerika ve dunyada ortalik karisti ve karismaliydi da. dunyanin buyuk bir esitlik sorunu var, amerika bundan bagimsiz degil. herkes gecmisi ile yuzlesmeli, ama oyle ama boyle. bu sebeple ben yangin yerine donmus amerika sokaklarini bu hesaplasmanin bir parcasi olarak gordugumden sonuna kadar destekliyorum. zamaninda verilmeyen hesaplarin bir sekilde cikmasi lazim degil mi?

img_7324

bu olaylar baslamadan bir kac gun once biz de gulce ile 32.gun arsivinden 28 subat belgeselini izledik. seksenlerin basinda dogmus bizim gibi bireyler icin doksanlar su an muzigi ile akla gelmekte. bugunden bakinca nostaljik gunler. belgeseli izleyip, o gunleri hatirlayinca aslinda akp iktidarini yaratan canavarin ne oldugu acik secik belli olmakta. sacma sapan parti liderleri, sacma sapan kararlar. simdi girersek cikamayiz ama gezi eylemlerine destek veren her bir bireyin ne kadar cesur oldugunun bir vesikasi resmen. doksanlarin ortasindan sonuna kadar kitlesel olarak sokaga dokulmeyen halka da ne desek az gibi.

evet boyle boyle icimiz karardi okuyucu. halbuki disarda ne kadar guzel bir gun var. hava soguk ama gunes vurdukca isiniyor insan. ne diyorduk tatil, hafta sonu, gezmeler, tozmalar. eyalet basbakanimiz daniel andrew sagolsun kafelerin, restoranlarin ve barlarin 20 kisiye kadar olacak sekilde acilmasina izin verdi gecen gunlerde. hava da guzel olunca biz de attik kendimizi sokaga. emektar corollamiz ismetin de soyle guzel bir road trip hevesi olunca vurduk kendimizi yollara. ay resmen yine dustuk yollara yollara yollara. once yarra vadisinin gozde kasabasi healesville’e gittik. yarra vadisi o kadar guzel ki. yesillikler, windovs tepeleri adini verdigimiz agazcis yesil yukseltiler, sarap ciftlikleri, bira yapim yerleri, cikolata dukkanlari ve en guzeli mukemmel havasi. healesville o kadar kalabalikti ki anlatamam okuyucu. sosyal mesafe kalkmis, insanlar artik salin bizi dercesine sokaga atmis kendini. mekanlar uzun zamandir kapali olmanin ya da yetkin dikinciler reyizin dedigi gibi sadece take away calismanin verdigi bir acemilikle kimseye yetisemiyorlardi resmen. biz de bundan nasibimizi aldik ve bir yunan restoraninda kici kirik iki durum icin yarim saat bekledik resmen. ama sikayete yer yok. ozledik cok ozledik bu gunleri. ya da 98 yilinin guzel bir gununde haginin 90+2 de attigi golle turlayan galatasarayin macini anlatan sabri ugan’in dedigi gibi “bekledik bunu cok bekledik.”

healesville’de turlama bitince, karnimiz da doyunca vurduk kendimizi warburton denen vadideki baska bir kasabaya. yarra nehrinin aktigi, yarra vadisindeki bu guzel kasaba bana her zaman istanbul”dan cikip bolu”ya giderken mola verdigimiz berceste tesislerini hatirlatiyor. etrafi muhtesem daglar ve ormanlar cevrili, havadaki oksijenin dunya ortalamasinin cok ustunde oldugu bu kasabaya ugrayin arkadaslar. cok sevin orayi. ayni bizim sevdigimiz gibi. oraya gidince donmek istemiyoruz, hep orada kalmak istiyoruz. ama el mecbur donuyoruz. olsun be kardesim, buna da raziyiz. warburton bizim umudumuz, hep olmak istedigimiz yer, yasam kaynagimiz. nasil ovuyoruz ama. demistim okuyucu ben nereye gitsem orasi en yasanilacaktir benin icin, dunyanin en guzel yeridir. vizontelede dedigi gibi, bir yeri seversen orasi dunyanin en guzel yeridir ama dunyanin en guzel yerini sevmezsen orasi dunyanin en guzel yeri degildir.

iste bu hislerle eve donduk okuyucu. o kadar guzel duygularla, birbirimize eheheh mehehehe iyi ki gittik diyerek bartu ve meliksah”la mucbir sebepleri izleyip, aksamin dokuzunda uyuduk resmen. bartu ve meliksah ya. harika bence. milan kundera”nin varolmanin dayanilmaz hafifligi kitabinda anlattigi kitsch kavraminin vucuda gelmis hali. o yuzeysellik, o basitlik cok eglenceli degil mi ya. dalga gectigin komedi malzemesi yaptigin her seyin, misal serdar ortac”in yayina baglanmasi, gulben ergen”in yorumlara gelmesi. aciklayamadigim bir mizah var iste orada.

gunun ucuncu birasina gectigimiz su anlarda sehrimizin en yakin sahil seridi st kilda’dan donduk. hava gunesli ve tatil olan pazartesinin etkisi ile kitleler kendini disari vurmustu. mekanlarda oturan insanlar falan vardi. iki uc aylik aradan sonra ne kadar enteresan geldi. sanki dogdumuzdan beri mekan denen seylerde oturmak yasakmis gibi gelmisti bize.

Aslinda yazsam daha yazarim gibi. Hic yazasim yokmus ama parmaklarim kendi kendine harflere vuruyor gibi. Biraz daha ustume gelirsen duygusal hali yikamacilara baglayacak gibi hissediyorum okuyucu. Duygusal hali yikamacilar. Bugune niye haberimizin olmadigini bilmedigimiz bir guzel insanlar. Ankarayi bir kez daha sevme sebebimiz. Dunyanin en cok bakkala giden insanlari. Bir insanin kendisini dunyanin en cok bakkala giden insani olarak tanimlamasi mukemmel bir sey degil mi ya. Hatta diyor ki bazen hic bakkaldan gelmemis gibi hissediyorduk. Hahahhahaha, abi siz ne yaptiniz ya. Butun ayarlarimi bozdunuz. Cocuklugu bakkala gitmek, yarim ekmek salam kasar karsiligi bakkal temizlemek, ramazanda bakkal onunde pide beklemek ve hic bir sey yapamayinca bakkal onundeki kaldirima oturmakla gecmis bizim gibi insanlari gormek inanilmaz mutluluk vericiydi. Duygusal hali yikamacilar. Vakitlice sizi sonsuza kadar onursal sponsor yapmaktan zevk duyar.

iste boyle okuyucu. ne yaptik, ne yedik, ne ictik? z raporu burada sona erer. bir sonraki bolume kadar kendine iyi bak bozkirin tezenesi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s