çoğacaip maceralar vol 1.(tutarsa 2 gelir)

selamlar okuyucu,

arayı çok uzatmayalım dedik, seviyeyi ayak bileğinde tutmak için yerimizi aldık. hazırsanız, kapatın sekmeyi, daha içaçıcı şeyler yapın. öyle çok büyük hayat birikimimiz yok ama işte başımıza gelen üç beş şeyi paylaşalım dedik.

meksika sınırı benim için bir şeyleri anlatmakta kullanmak için çok güzel bir kalıp. yıllarca amerikan sinemasına maruz kalan bünyeler çok iyi anlar. o sınırı geçmek amerikanyalarda çok şeyi sağlar. ama biz hep içeri doğru değil, sınırın dışına kaçışları görürüz. amerikadan gasp edilen şeyler, meksikaya ulaşırsa her şey değişecektir. ama kahramanlarımız genellikle çok az olarak geçebilirler. hayat da böyle değil mi aziz dostlar. çeşitli duvarları, tabuları, baskıları geçemedikten sonra aynı döngünün içinde döner dolaşırsın. bu arada döngü demişken, kısır döngünün ne olduğunu az çok biliyoruz de mi? komşuya kısır verirsin, tabağı boş vermemek için o da sana kısır verir, al sana kısır döngü. olsa da yesek diyeceğim de çok sevmem ben, sizin olsun her şeyiniz, bana bira verin bi dene de neşemizi bulalım.

girizgahın konuyla pek bi alakası yok. laf olsun işte. yurt dışına çıktım ben, biliyon nu, yurt dışına gittim ben elitistliği yapacak değilim. yurt içinde de yaşadığımız çokca dumur anlar var. biz işte popülaritemizi koruyalım, ara açılmasın diye ottan boktan bir iki şey çiziktireceğiz bugün.

ilk hikayemiz bizim için çok anlamlı. fas’a gitmiştik balayında. bloğun temellerinin atıldığı zamanlar işte. millet balayında başka tohumlar atar ama biz trt’de nüfus planlaması reklamları ile büyüyen nesiliz(doksanların ekmeğini yiyorum evet, bayat seviyoruz ekmeği) neyse, fas’ta uçaktan indik, ilk durağımız fes şehrine gitmek için trene bindik, casablanca’da aktarma için istasyonda beklerken, biri yaklaştı, türk müsün dedi, evet dedik. soruyu türkçe sorunca cevabıda türkçe alınca türk olduğumuz belli oldu. kafatası testine gerek kalmadı.(atsız’a selam) abi orada öğretmenmiş(detayları politika takip edenler bilir, yurt dışında türk okulu olum işte) neyse abimiz bize bir fes, meknes gezi rehberi hazırladı oracıkta, bana da uğrayın dedi, bol bol foto çekin benim mailime atın, hastasıyım fotoğrafın dedi. trende de yanımıza geldi, tam iki saat boyunca fas övdü, abicim biz evde övdük geldik desek de olmadı, olduramadık.

yine fas’da geziniyoz avare avare(geçen yine fas’dayım ekolü) bir yahudi mahallesi varmış, ben diyim bin senelik, sen de on bin, öyle bir yer. parkın birinde oturuyoruz, bi abi nerelisiniz dedi, türküz dedik, tabi konuşma ingilizce oluyor. abi faslı. buradan fasa gideceklere sesleniyorum. ingilizce, fransızca, ispanyolca falan biliyosanız sırtınız yere gelmez. dilenci bize beş dil seçeneği sunmuştu, para istemek için, ben orada iptal oldum. neyse bu parktaki abimiz, adı hasan, dedi ki yahudi mahallesi şöyle güzeldir, böyle güzeldir, ben avucumun içi gibi bilirim, götüreyim, gezdireyim sizi, hem ucuza nane çayı var dedi(nane çayı fas’ın insanlığa bir zulmü olsa gerek, şekeri içinde demleniyor, içerken bi daha şeker atılıyo) dedik abi sağol ya biz hallederiz, kıllanıyoz acabı bizi mi yiyo falan diye. neyse yahudi mahallesinin önüne gittik, polisler vardı soruyoz nerden gidilir falan diye, bi eleman geldi, gelin ben sizi götüreyim dedi, benim abim de polis dedi, polis memuru, hee bu götürsün sizi dedi, amk bizi aldı soktu içeri, daracık sokaklar iki sokak sonra çıkışı bulamayacağımız belli oldu, ufak bi çocuk geldi, abi bu deli, bunu dinlemeyin dedi, bizi sardı mı göt korkusu. bir saat falan gezdik, cüzdandakı yüz dirhemi elemana verdik, daha diyo, bak olum ben tarabya çocuğuyum diye atarlanıp(kavgada semt ismi söyleme eşiği), boş cüzdanı gösterip, yalanım varsa ebemi sik tonuna geldim, bıraktı bizi, topuklar göte vura vura geldik hostele.

ha bi de nargile operasyonumuz var. taksicinin biri bi tavsiye verdi. bak hala adı aklımda. marakeşe gidenlere özellikle tavsiyem, kasr-ı lübnan. gidin, gerçek fas’ı yaşayın. nargile var mı var, zenci solist var, arabesk var, bi de yatarak nargile içen benim faslı bacılarım var. nasıl çıktık hatırlamıyorum. biz fas’ta götü iyi kurtardık okuyucu.

avustralya’ya geldiğimizde çok abidik gubidik şeyler yaşamadık açıkcası. geçende tramvayda giderken, üç tane deli bindi. biz deli diyoruz bunlara, bizdeki tinerci, balici tiplerin uslu versiyonları. eleman oturdu karşımıza, yanındakine koltuk nerde diye soruyo, sağa sola dönerken-oturduğu koltuğu arıyo- cebinden kokain düştü sanırım. yani kabartma tozu değilse, izlediğim onca amerikan filminde aynı poşetten bulup, diliyle test eden tüm o fbi dedektifleri üzerine yemin ederim koko jambo olma ihtimali vardı.

türk marketine ilk gidişlerimizden birine kasiyer hatuna tadelle var mı diye sormuştuk. burada doğmuş büyümüş, türkozi-türk-avustralyalı- hatun, o yeni mi çıktı demişti. oha hikaye bu mu lan, çok yavan. yine geçen sene formula 1 için pistin oraya gittik, dışardan bakarız, biletimiz de yok, ne bilim bi barkovizyon falan vardır demiştik, yokmuş, pistin etrafını da kapatmışlar, götün götün eve dönüyoruz. tramvayda yarak, kürek konuşuyoruz tabi. karşımızdaki adam tam yarım saat dinledi bizi, sonra nereye gidiyosunuz diye sordu, türkçe olarak. ya adam bizi dinledi, tüm o konuşmaları ilk sorusu nereye gidiyosunuz oldu. ya abi bi selam sabah bişi de ya, nereye gidiyorsunuz, eve dedik. bak yarım saniye sonra, biz daha ona soru sormadan abi bir anlatmaya başladı, otuz sene önceden itibaren kendi hikayesini. sol örgütlerden girdi, devlet memurluğundan devam etti, posta gazetesinin abidik şairlerini hatırlatan şiirlerine kadar anlattı. buradaki genel memleketliler böyle sor anlatsın ama hiç sormasın sen ne ettin diye. nabıcan işte memleketli.

hee bak yazarken aklıma geldi,(romalı değilim, sıçarken gelmez) ilk dil okuluna başladım geçen sene. sınıfta bütün afrika’dan insan var. bi sudanlı ile konuşmaya başladık. konuşmak derken, gramer falan yok, kelimeler var. sudan’lı olduğunu öğrendim. bankada çalışırken, sudanlı bir firma ile çalışıyorduk, ondan bahsettim, patronları oralıydı dedim. konuştuğum adam yaşlı ama baya. tanıyorum dedi. çocukluk arkadaşım dedi. bir arkadaşım da o firmada çalışıyo, dedim hacı böyle böyle, o da gidip patronuna söylemiş, adam bir sevinmiş, yıllardır görüşemiyolarmış, çok özlemiş falan. bılıştırdık sudanlıları. ve sonra evlendiler falan diye bağlasaydım keşke.

geçen gün mercan dede konseri vardı burada. biz de gidelim dedik. güzel müzik, belki bi iki güzel insanla tanışırız. ya yemin ediyorum, bağdat caddesi, teyzeleri ve amcaları böyle düğüne gider gibi, çok güzel süslenerek gelmişlerdi. imrendim. mercan dede ruhu dedim. biz diyoruz böyle afro, avustralyalı, entel dantel tipler gelir, cuğaralar havada uçuşur, konser döndü mü sana kaynımgillerin düğüne. mercan dede’de anlamış olacak ki sürekli darbukacıya çalıştı, cennet mahallesine döndü ortam. ama mercan dede kral adam, konser sonrası tanıştık, iki kelam ettik falan. haftaya baba zula var, bakalım kimin düğünü acaba. çünkü bence böyle zengin birileri düğün yapıyo, konuk sanatçı olarak geliyo bunlar. başka bir açıklama bulamadım kitleye. dedim gülce gel, sorarlar şimdi kız tarafımı, erkek tarafı mı diye, patlamayalım.

ya işte böyle güzel insanlar. çok acayipli, atraksiyonlu bi hayatımız yok. ben öyle sanıyodum yazının başında, ama yazıp okudukça tiskindim kendimden. halbuki, yazacaktım böyle avustralya’da şu oldu, yılandan kurtulduk, dev örümceklerden kaçtık, timsahla göz yaşı döktük, kısa kuyruk bize alıştı falan diye ama aynı evde yaşayan iki devlet memurunun maceraları tadında oldu amınakoyim.

neyse turşu kavurmuştuk bugün yanında patates yemeği, gideyimde ekmek banayım.

heee bak bi tane daha var, yunanistan’da bir mağazadan futbol forması alacaktım, adam bana asılmıştı, sen mikonos’ta falan sakın sabun düşürme yere demişti. gülce’de gülmüştü baya. o zaman bişi diyememiştim ama şimdi diyorum, senin belanı sikim ben. oh be.

wp-1488782633952.jpg

 

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s