haydi maça maça maça

“bu maçı alıcaz başka yolu yok”, “ölmeye ölmeye ölmeye geldik”, “çok sevdik be abi”

bu ve bunun gibi bir çok futbol klişesine sahip insanlar olarak uzun zamandır bir futbol karşılaşmasına gidememiştik. üstelik saat farkından dolayı türkiye ligini takip etmek de çok zor oluyordu. avrupa şampiyonasında bayağı bir kastım sabah beşte kalkıp maçları izlemek için. sonunda liglerin tatil olması ile avrupa takımları güney yarım küreye gelmeye niyetlendiler. her sene hazırlık babında dünyanın çeşitli ülkelerinde  yapılan international cup turnuvasının au ayağında bizim payımıza atletico madrid, juventus, tottenham ve lokal takımımız melbourne victory düşmüştü.

iki maça biletimizi aldık. melbourne-juventus ve atletico-tottenham. maçlar melbourne’un gurur duyduğu stadı melbourne cricket ground’da olacaktı. bu vesile ile mcg ile tanışma fırsatımız oldu.

daha önceki yıllarda liverpool’un buraya geldiğini ve kadim marşları you`ll never walk alone’un burada kayda alınan harika bir videosu olduğunu biliyordum. o sebeple bayağı bir heyecanlandım. stadyum dolacak mı, öncesinde sonrasında ne olacak, aussiler maçlara nasıl hazırlanıyor soruları cebimizde ilk maçımız melbourne-juventus karşılaşmasına yol aldık.

maç öncesi stada giderken fener ve beşiktaş maçları öncesinde yaptığımız gibi stad etrafında demlenmeyi ihmal etmedik. ama bu sefer çok farklı bir şeyi tecrübe edecektik. maç esnasında bira içecektik be yav. daha ne olsun. yıllardır tvlerde almanya, amerika spor organizasyonlarında gördüğümüz şey gerçek olacaktı. bucket listten bir madde daha eksilecekti.

bu duygularla mcg’den içeri girdik. yerimizi aldık. stadın üçte biri doldu. 95 bin kişilik bu harika çok amaçlı mekanda bilette yazan yere oturduk. sonra yağmur başlayınca stadyum boş olduğu için arkalarda yağmur almayan bir yere geçtik. bu arada yerimizde stadın alt katında, girişte diyebiliriz. juve’nin orta sahadan attığı gole melbourne güzel bir golle cevap verdi ve maç direk penaltılara gitti. sonucu inanın hatırlamıyorum, çok da önemli değil.

atkı

ikinci maçımızda bir hafta sonra atletico-tottenham maçı için yine yerimizi aldık. bu sefer geçen haftaya göre daha fazla taraftar vardı sanki. bizim yerimiz ingilizlere yakındı ve diğer maça oranla tribün anlamında biraz daha fazla ses vardı. bir de atletico’da fernando torres gibi bir futbol efsanesi olunca herkes daha keyiflendi.

devre arası olunca gülce ile biraz stadı gezelim diye düşündük. kale arkasında olduğumuzdan stadın ortalarına gidebilir miyiz diye bir baktık ama nafile kapalıydı. sonra dedik üst katlara bakalım. üç kat üste çıktık, kimsede durdurmadı. sanırım hazırlık maçı diye oldu böyle. en üst kata ulaştığımızda gördüğümüz manzara karşısında mcg’nin niye bu kadar ünlü olduğunu anladık. harika bir manzarası vardı. sahayı kuş bakışı görüyorduk, tüm tribünlere hakimdik. bira ve şarap almak için bara gittiğimde aşağıdaki bardaki kalabalıktan eser yoktu.

maçın sonucunu hatırlamıyorum atletico 1-0 aldı sanırım. avustralya halkı her iki maça çok da önem atfetmedi herhalde. bir de tabi aussilerin futbol dediği şey bizimki değil. footy dedikleri kendi icatları ayak el herşeyin kullanıldığı, birbirlerine amerikan futbolu gibi kafa göz daldıkları mevzuya futbol diyorlar. onlar için bizim futbolumuz soccer. footy’yi çok seviyorlar, özellikle melbourne tam bir spor şehri olduğundan maçlar gayet yüksek doluluk da oluyor.  biz daha footy maçı ile tanışamadık, bu aralar gitmeyi planlıyoruz, onun da deneyimini dökeriz burada kağıda sanırım.

sonuç olarak futbol güzel şey, özlemişiz. maç da bira içebilmek daha güzel şeymiş. seneye real madrid gelsede şenlense buralar. 🙂

üstkat beraber

 

Reklamlar

One comment

  1. Merhaba,

    Yazilariniza tam da Melbourne’e ayak bastigimiz ilk hafta sabahtan aksama cilginlar gibi ev ararken denk gelmis ve hepsini bir solukta okurken, maceralariniz karsisinda yer yer kahkahalarimiza engel olamamistik esimle birlikte ve o stresli surecte ulkeyle ilgili benzer duygu ve deneyimleri paylasmak bize nasil iyi gelmisti bilseniz🙂 ☺️

    Simdi buraya yerleseli neredeyse iki ay olacak.. Vaktiniz oldugu bir zaman tanisip birseyler iceriz belki hazir bahar kendini yavas yavas hissettiriyorken🙂 ☺️

    Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s