hadi (K)’gari

selamlar okuyucu,

yeni yila girdik di mi? 2023 geldi hosgeldi. ve iste beklenen yil. herseyin acikliga kavusacagi, serinin son filmi, lost’un finali gibi bir yil. ama buyuk dizilerin finalleri boktan olur. memleketin sonu hayirli olsun. gordugunuz gibi harika yeni yil ongoruleri ile blogunuz vakitlice huzurlarinizda. vakitlice on the air.

gunun ilk birasini actik. gulce’nin yine mi bira bakislari ile acilsa da acilan her bir bira secimde sayilan oylar gibidir, kutsaldir. ne kadar siyaset, secim konusasim varmis amk. gerci en son imamoglu’nun umrede fotografini gorunce “ay ben gulerim” tepkisi verdim ve artik kafamizdaki hunileri acikca, gorulebilir sekilde tasimamiz gerektigini dusundum. en azindan pazar gunleri halka acik yerlerde huni bulusmalari adi altinda butun deliligimizi gun yuzune cikarmaliyiz. elimizde biralar, basimizda huniler biz gideriz ormana hey ormana.

yeni yila girmek icin evde oturmus iciyorduk. saat daha dort falandi. gulceye dedim “kalk sahile gidelim, evde icmeye devam edersek, alti gibi yeni yila gireriz, sekiz gibi de morrtingen sitrayze” aldik saraplari, muzigimizi indik sahile. kumsalda insanlar yuruyus yapip. sanki yeni yil aksami degilmis, heyecanlanacak bir sey yokmus gibi takiliyorlardi. hastasiyim bu cool tayfanin ya. sen bir seye yukseldigin anda “o da bisey mi, bizim sey var aslinda” diye lafa girip senin heyecanini siken insanlardan bahsediyorum. iste biz de bu insanlara tepki olsun diye dogmusuz. butun eglencemiz, saraplarimiz, guzel kafamizla sahilde kah dans ettik, kah suya vurduk kendimizi. gelip gecerken bize gulerek bakip, selam verenler oldu, onlara iyi yillar diledik, digerlerine suratiniza sicayim diye bagirdik. bu da bizim kucuk guilty pleasure imiz be abi. bu sekilde yeni yila girdik. ertesi sabah kalkip youtube gecmisine bakiyordum. niye yaptigimi sorma ben de bilmiyorum okuyucu. her sey normal gidiyordu. iste cazlar, rapler, rocklar. ama yilbasindan hemen once araya kibariyenin annesi ve sofffeeerrrr videosu ile adnan senses videosu karismisti. sonrasi yine caz yine entelijans. boyle kucuk gizemler bizim yasama sebebimiz iste. ona kucuk gizemler yap.

yilbasindan beri de oyle evde oturup sunu mu yapsak buraya mi gitsek diye dolaniyorduk. boyle konusa konusa gunler gecmeye devam etti. boyle oluyor bazen. bir seyi yapmasi degil de o sey hakkinda plan yapmasi daha zevkli geliyor galiba. sonra gulce dedi yav gezek biraz be, kuruduk kaldik. dedim gezelim tabi sen yap plani. havalar da mukemmel gidiyor son bir aydir. tek bir yagmur damlasi dusmedi. hatta yeryuzune dusen ilk yagmur tanesine isim verecegiz o derece. neyse gunler boyle giderken gulce buldum dedi. K’gari Adasina gidelim. eski adiyla Fraser adasi. iste o ilk yagmur damlasi kahveden adam toplayip ogun hunharca ustumuze gelmeye karar veriyordu. Olsundu, bana hikayelerimi verin yagmur da viz gelir diyen vakitlice hic cizgisini bozmadan devam ediyor yola.

K’gari aborijinal ismi, gari diye okunuyor. yakin zamanda hukumet adanin isminin aborijin koklerine dondurulmesini oyladi ve kabul cikti. yeni gelen isci partisi hukumeti aborijin haklari icin buyuk bir calisma yurutmekte. atalarinin yaptiklarini duzeltmeye calisiyorlar. hadi bakalim hayirlisi.

neler yapmisti atalari? iste size kucuk butceli bir aborijin/beyaz adam tarihcesi anlatacagiz. yunan mitolojisi gibi. biz bir turla K’gari adasina gittik. soforumuz olan arkadas konusunu o kadar iyi calismisti ki bize bir suru hikaye anlatti. gulce bayildi hepsine. keske filmi olsaydi dedi.

peki neden turla gittik okuyucu? tesekkurler sordugun icin. cunku K’gari adasi tamamen kumdan olusmakta. bildigimiz anlamda toprak, asfalt falan yok. her sey kumlardan olusmakta. yol da kum, hayat da kum. Hatta ada dunyanin en buyuk kum adasi imis. adaya arabayla gitmek serbest. arabali vapurlar var. ama hangi arabayla, dort ceker dedigimiz ciplerle. ama bizim cipimiz yok amca, biz cok fakiriz. dolayisiyla bunu yapan turlardan biriyle anlasip, gunu birlik gittik K’gari adasina. turu yapan firma isuzu bir kamyonu modifiye ettirmis, arkaya koltuk falan atmislar, mad max’ten firlamis bir seye donusmustu kamyon. ama dort ceker cipi veya kamyoneti olanlar adada fink atiyor resmen. kumsalda gaza bastikca basanlar, okyanus suyundan kacinarak tek sira halinde ilerliyorlar. okyanus suyundan sadece su arabaya zarar vermesin diye kacmiyorlar, suyun icinde akintinin getirdi cok sayida agac koku veya agacin kendisi var. gorunmez tehlikeler. hatta sahilde kocaman hindistan cevizleri vardi. adada boyle bir agac yok. fijiden king tide dedikleri akintiyla geliyormus. vay amk, okyanusa bak neler yapiyor.

dunyadaki herhangi bir ada tek basina sadece ada oldugu icin bize cok cezbedici geliyor. bize diyorum cunku ikimiz de adalari seviyoruz. bu satirlar buyukada’da aya yorgi kilisesinde bira sucuk patates yaparken birbirine ilan-i ask eden bir ciftin guncesi, unutma okuyucu. (Gulce’den ekleme: Ada biz ayrilmak istemiyoruz. Hangi adaya gidersek gidelim bu espriyi yapmasak oluruz hastaligimiz var evet. Gulce’den ikinci ekleme, bu K’Gari Adasi gezisi bu ciftin büyükadada yakilan ask atesinin 10. sene-i devriyesi kutlama senlikleri kapsaminda yapildi esasen, yazarimiz Tayfun bahsetmek istememis belli, ben ekleyeyim. Evet biz ve de dogal olarak Vakitlice 10 yasinda, okuyucu! 10.yil ozel sayisi, pardon yazisini talep ettim kendilerinden, yazacaklar insallah)

iste bu mad max’ten firlama aracimizla adaya dogru yola ciktik. giderken Rainbow Beach adli guzide sahil kasabasindan arabali vapura bindik, on dakikada adadaydik. boylece kumla ilk irtibatimiz basladi. daha adaya basar bazmaz sadece bu adaya ozel dingo adi verilen tilki mi kedi mi kopek mi oldugu anlasilamayan hayvanimizi gorduk. bu dingolar vahsi hayvanlar. genelde kendi boy hizalarindaki cocuklari gozlerine kestirip saldirmalari meshur. eger bir dingoyla karsilasirsaniz yapmaniz gereken sakin kalip, yere comelmeden beklemekmis. sakin aaa kimin kopegisin sen diyip egilmeyin aninda siker belanizi die uyardilar bizi. biz yakindan karsilasmadik ama karsilassak ben sakin kalamaz, kosarak kacardim, o da beni yakalayip, gel lan buraya dombul, nerde buyuttun o gobeee diye dislerdi beni heralde.

neyse efendim gorulecek belli basli yerler vardi adada. oncelik s.s maheno adinda bir gemi batiginindi. iskocya’da uretilen bu gemi yeni zelanda’ya ait. birinci dunya savasinda ilk yardim amaciyla canakkaleye gelmis. daha sonra biraz bakimla yeni zelanda-avustralya arasinda kullanilmis. daha sonra geminin tekrar bakimi gelmis. bu sirada dunyada bir celik krizi patlamis. japonlar da bunu firsat bilip demisler su kadar para verelim gemiyi bize satin ve almislar. baslamislar gemiyi baska bir gemiyle cekmeye. tam ada aciklarina geldiklerinde yani avustralyanin dogu sahillerine yani pasifikte giderken okuyucu. pasifik demek icin uzattim cumleyi. cok seviyom ya. neyse bir firtina patlamis. gemi kopmus bunlarin gemiden. gelmis ada sahillerine vurmus. ne yaptilarsa gemiyi ordan kurtaramamislar. en son pes edip avustralya hukumetine demisler bunu size satalim, turistik malzeme olur. bizimkilerde ok demis. bak daha ada turizme acik falan degil o sira. baska baska isler olmakta. ama vizyonlu insanlarmis almislar gemiyi. o gunden beri bizim gibi garibanlar gidip batigi goruyor, hikayesini anlatiyor. (Gulce’den ekleme: Ben hikayeyi dinlerken cok duygulandim. Hemen gozumde gemimiz Mahone’ nin ana karakteri oldugu bir Disney cizgi filmi canlandi. Mahone yuvasi olan ve yillarca seyahat ettigi, hizmet ettigi ANZAClari, Avustralya’yi terk etmek hele hele de sokulup baska seylere donusmek istemedigi icin, cok iyi bildigi pasifik sularinda dahice bir kacma plani ile kendini K’Gari’nin kollarina atar. Ben giderim adim kalir, dostlar beni hatirlasin misali adeta olumsuzlesir.)

daha sonra eli creek adinda bi nehirin okyanusla bulustugu noktaya gittik. cok uzak degil aslinda gemiyle arasi on dakika arabayla. burasi da muhtesem bir dogal su kaynagi. insanlar bu derede sambrelle yukardan asagi kayiyorlar ve sadece cocuklar degil, yasli basli adamlar kadinlar. soforun dedigine gore gelip burda bira icip sambrelle kayip sekiz on saat harciyomus ibneler. sefa pezevenkliginde aussie gibi ol. burada sofor abimiz bize kahve servisi yapti. ucubirarada nescafe. iste boyle zamanlarda seyi anliyosun. bir malin ne kadar kaliteli oldugunu seni onu ne zaman, hangi ruh hali ile tukettigin belirliyor. dunyanin en guzel kahvesi oydu iste benim icin. malin kalitesini tohumsuz olmasi da belirler orasi ayri mevzu. kih kih kih.

daha sonra McKenzi golune gittik. ama ne gitme. gol adanin ic tarafinda ve deniz seviyesinden yuksekte. dolayisi ile tamamen kumdan olusan yollarda rakim yukselterek gitmek insani bir hayli zorluyor. ama o anda soyle bir seyle karsilasiyorsun. yagmur ormanlari. bitki ortusu degisiyor. topraksiz ada da yagmur ormani ne amk deme okuyucu. oluyo iste. allahin hikmeti. gercekten muhtesem bir sey. ama daha muhtesem bir sey var. O da McKenzi golu. yuzde yuz yagmur sulari ile beslenen dunyanin en saf suyuna sahip ikinci golu. ve beyaz kumlari. o kadar saf ki gunesli havalarda kumlar golun dibinden yukari dogru isildamakta. bu da tarifi imkansiz bir turkuaz ortaya cikarmakta. salda golu gibi.

bu golun hikayeside su sekilde. onu da biliyoruz cunku soforumuz Sunay Akin cikti. iste o tanrinin adi Zeusmus falan seklinde hikayeler anlatti hep bize. biz de bilgiyle costuk, hikayeyle guzellestik. hemen geldik size aktarmak istedik. Adada yasayan aborijinlerden Butchulla halkinin inancina gore bir gok tanrilar konseyi varmis. aslinda aborijinler turk’tur diyebiliriz bu benzerlikle. neyse efendim bu tanrilar konseyi dunyanin bu tarafini yapmasi icin bir goddes gondermisler. yani tanri hanim ay kadin tanri. hanim degil tanri. bu guzel ablamizin adi K’gari. gel zaman git zaman K’gari dunyayi yapmis ama insanoglunu da gormus, begenmis, sevmis. tanrilar konseyine gidip, laz ziya bu isleri biraksin demis. laz ziya durur mu hemen koymus kasedi, ‘uy asiye asiye’ eheheh kurtlar vadisi ilk 97 bolum teror orgutu reklami aldik araya. neyse efendim tanrica K’gari demis ki konseye, ben isimi bitirdim, ama artik burda olmak istemiyorum, insanlarla yasamak istiyorum. tanrilar da hemen tamam demisler, ama yasam hakki yok, dunyada en sevdigin seyin formunda gidebilirsin ancak burdan. o zaman K’gari de dunyadaki cennetin formu olarak K’gari adasina donusuyor. K’gari Butchulla dilinde cennet demekmis bu arada. neyse efendim bu McKenzie golu de inanisa gore K’garinin gozlerinden biri. bu sebeple hic kurumayacagina inaniliyor. tabi turkiyede ki dipsiz golden ve siyasal islamcilardan haberleri yok gariplerimin.

McKenzie golunde yuzdukten ve turumuza dahil sandavicleri yiyip biramizi ictikten sonra donus yoluna gectik. yemegi de oyle kolay yiyemiyon ha. dingolar gelmesin diye tellerle cevirmisler kucuk bi alani, yemegin kokusunu alirlarsa gelemesinler diye. neyse efendim Sunay akin yine basladi patlak kolonlu aracimizda hikayelerini anlatmaya. oncelikle golun adi olan McKenzie isminin nerden geldigiyle basladi. Ama oyle kolay bilgi yok. Once hersey bir toz bulutu idi. Sonra Amerika’da Jack bilmem ne adli daha sonra Yankie Jack diye anilacak bir -afedersiniz- dallama, adayi daha once bir nedenle ziyaret eden ve gordugu herseyi ve de essiz ormanlari da birbir anlatan bir kadinin kitabini okuyacak, giderim lan bu adaya, altini ustune getiririm, agacini da keser satarim diyecek. Gelecek adaya, baslayacak dan dun agaclari kesmeye. Adanin yerlileri, sahipleri ki inanc ve yasayis sekillerinde agac kesmek yok sadece kendiliginden yikilan agaclari kullaniyorlar- saskinlik icinde “aga sen ne is?” diye sorduklarinda, bizim Yankee Jack iletisimi sevmeyen bir hiyar olarak, 2 Butchulla adamini vuracak. Sonra gel zaman, git zaman Jack’in adamlar ondan haber alamayinca, polis molis, arama ekipleri derken bizim Yanki Jack denen hiyari bogazina kadar kuma gomulu buluyorlar. Bunun uzerine onlarca yerli adam bir safak operasyonu ile alinip fail-i mechul listesine ekleniyor. Neyse efendim, ne alaka simdi tum bunlar di mi? Bu onemli idi cunku adadaki ilk ormancilik denemesi ve de heyecanli hikaye sonucta. Sonra bizim Mckenzie geliyor. Ama akilli, okumus adam. Aliyor yerlileri karsisina, anlatiyor nasil planli ve dikkatli bir ormancilik yapacagini vs/.Acaip iyi iliskiler kuruyor halk ile. Yerli halk da kendisini cok sevip sayiyor. Bu nedenle golun yerel bir adi olmasina ragmen, adamin adini vermek konusunda da razi oluyorlar. Onun anisina saygi mahiyetinde. Peki bu adami bu kadar ozel yapan ne? Mckenzie amca tamamen tesadufler sonucu cok ozel bir agac turu kesfediyor. Agac, kumu bunyesine oyle bir aliyor ki ne tuzu icine cekiyor ne de herhangi bir haserat yiyor bunu. Gemicilik icin falan ideal malzeme. Ama adayi korumak icin bir noktada durup. ormancilik lisansini devlete verip, yettin artik kuzum, kesmeyelim bu adanin agaclarini diyor.

Golun adinin hikayesi bitince son ve en vurucu hikaye geliyor. yazinin en basina donerseniz size adanin iki ismi oldugunu belirtmistim. K’gari/Fraser. iste bu ikinci ad Fraser. alkolun insan hayatina zararlarini anlatan bir hikaye. zamanin birinde kaptan fraser gemisiyle tazmanya adasindan yukledigi viskilerle ingiltereye yani birlesik kralliga dogru yola cikiyor. ama iskoc viski lobisi burada devreye giriyor. iskocya iskoctur iskoc kalacak diyorlar ve kaptan fraser’a holosko + bir miktar para odeyerek gemiyi batirmasini, kendilerinin fraser’a yardim edecegini soyluyorlar. fraser cok da dusunmuyor. bu arada kendisi 62 yasinda. 34 yasinda eliza adinda bir esi var. orospu eliza. neyse salon adami cizgimden cikmayayim. gemi yine bizim pasifik aciklarindayken fraser gemiyi batiriyor. onceden cesitli malzemeleri filikalara yerlestiriyor. akilli adam, kaptan tabi. bos adami kaptan yapmazlar o donemlerde. neyse ne, uc filika adamiyla gemiden kurtulup cikiyor sevgili adamiz, goddesimiz K’gari’ye. burada aborijin kabilesi bunlari gorup yardim ediyorlar. ama kabilede erkek ve kadin kamplari ayri. eliza ve fraser ayriliyor. gunler sonra eliza tayfadan birilerini gorup esini soruyor. tayfalarda yav o hastaydi oldu dun, sana soylemedik di mi falan diyolar. bu arada gemiden kurtulup fraser’la ters dusen bi kac tayfa Brisbane sehrine ulasip polisi durumdan haberdar ediyor. poliste arama kurtarma baslatiyor. adaya gelip tayfayi ve fraser kaptanin tayfayi kurtariyorlar. Bundan sonra eliza basliyor hikayeyi anlatmaya. yerliler yamyam cikti, kocami yediler diyo kadin. o sirada kaptanin yanindaki tayfalar yok oyle bisi olmadi dese de polis kadina inaniyor. olay yayiliyor. avustralya’da yasayan beyaz adamlar hikayeyi cok seviyor, her sehirde gelip anlatmasini istiyorlar. sirf anlatsin diye para veriyorlar. avustralyanin ilk influencer’i eliza boylece ortaya cikiyor. sonra 64 yasinda baska bir adami kafalayip evleniyor ve ingilteyere donuyor. burada da hikayesini anlatmaya devam ediyor. birisi gelip diyo ki niye bunlari kitap yapmayalim. bi de kitap yaziyo eliza. adada gordugu her seyi anlatiyor arti esinin yamyamlarca yenme hikayesini. kitap cok satip, new york times best seller listesine kadar gidiyor. orada amerikali bi dallama kitabi okup ben bu adaya giderim lan diyor. iste o da yankee jack. bir ust paragraftaki dallama. neyse haber avustralya hukumetine gidiyor. lan biz bu kadini cok ciddiye almadik, gelsin bi ozur dileyek diyorlar. ozur de yetmez adaya da adini verelim. utanmasalar tapusunu verecekler. eliza tekrar avustralyaya donuyor. burda hikayesini tekrar anlatmaya basliyor. en son melbourne’e geliyor. burada essekten dusup oluyor. evet aynen oyle essekten dusuyor. bunun cakal kiz kardesi de kendisinin kiligina girip hikayeyi anlatmaya devam ediyor. tayfalardan biri kadini gorup bu eliza degil ya diyince maskesi dusuyor. anne bak kral ciplak der gibi. iste butun hikayeler boyle birbirine baglaniyor. burada olan bir gemi dolusu viskiye oluyor. bir de gerizekali gibi adaya fraser ismini verenlere.

iste bu hikayelerle adadan donus yoluna geciyoruz. rainbow beach’e donmek icin arabali vapuru beklerken birer bira daha veriyor sunay akin bize. sonra arabaliyla geciyoruz. rainbow beach’te vapurdan indigimiz yer de kumsal. inskip point. yaklasik yuz metrelik bir kumsaldan sonra asfalt basliyor. bize butun gun hikayeler anlatirken arada onumuze kamyonet ya da cip duserse asagilayarak konusan soforumuz sunay akin tam kumsaldan cikmadan on metre once kuma saplaniyor. ne yapsa kamyonumuz ilerlemiyor. o sirada yanimizdan gecen bir toyota land cruiser durup bizi halatla asfalta cikariyor. reklam filmmi gibi amk. kucuk jip kamyonu cekti tadinda. ama aynen boyle oluyor. sonrasinda sunay akin hafiften bozuluyor, no more story dercesine bizi aldigi yer olan noosa kasabasina birakana kadar agzini bicak acmiyor. yazimiz da burada son buluyor okuyucu. yarin bir gun evde raki, biradan sonra viski yapmak istersin, iskoc lobisine dikkat et, tehlikeliler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s