dünden sonra yarından önce

selamlar okuyucu,

uzun, cok uzun bir donem gecirdikten sonra merhaba hem de. yaklasık dokuz aylik bir sıkıyonetim surecinin sonunda bes gün once kismi de olsa ozgürlügüne kavusan bireyler olarak merhaba. susma haykır, ozgur bireyler vardir.

kaptanın seyir defteri bilmem kac diyen star trek kumandanı gibiyiz. seyir defterine baktıgımızda dunya hep kotuye gidiyor. depremler, teror saldırılari, aclık, afrikalı cocuklar. hemen her gun dunyanın iyiye gitmeyen bir simülasyon oldugunu anlamak icin bir sebep veriliyor biz fanilere. ama bu dokuz ay -ki bir cocugun dogum sureci olarak da ornek alinabilir- bizi sikti arkadaslar. yok oyle ingilizce karakter kullaniyorum havasi degil bu. sikildik. kulagimizin arkasi falan da kalmadi. bildigin duz sex. normalde cok empatik insanlariz, insanliga yapilan her yanlis bize de yapilmistir. ama artik degil. en azindan kisa bir sureligine. cunku yorulduk. bireysel insanlar olarak bir sure devam etmeliyiz. surekli evde oldugumuz, maske taktigimiz, yasama sevinci bulmak icin kendimize surekli telkinlerde bulundugumuz uzun bir sureci kismen de olsa bir sekilde sona erdirdik, galiba, yani, oyle olmali, odama gidip aglamak istemiyorum bu cumleye nokta koyarak.

gectigimiz hafta basbakanimiz bize mujdeli haberler verdi ve artik disari cikabilecegimizi, restoranlarin, kafelerin sinirli sayida da olsa musteri alabilecegini, sahillerde, parklarda arkadaslarimizla bulusabilecegimizi, bes kilometre degil 25 km gezebilecegimizi soyledi. sanirim alti gun onceydi. evde attigimiz cigliklarin, orgazmin, meksika dalgasinin boyutlari cok yuksekti. resmen cildirdik. taraftar cildirdi, sampiyonluk istiyor.

alti gun oldu okuyucu, koskoca alti gun. yarin ne olacagi belli degil, tekrar elimizden alinir haklarimiz diye gotumuzu yere koymadik. her gun, her aksam, her saniye gezdik. aylardir evde olmanin verdigi maddi gucu de arkamiza alarak, har vurup harman savurduk. mahallemizde bulunan butun kafelere ve barlara gittik, yetmedi sehirdeki bildigimiz butun caddelere, sokaklara, mekanlara gitmeye, hepsine cok ozledik aminogullari diye haykirmaya, sahillere, dalga seslerine tapinmaya, her hucremizle neo, morfous ve tirinitili zion partisini hissetmeye calistik.

spesifik ornek mi istiyorsun okuyucu? bak ben yani tayfun herhangi bir alisverisimi soyle yaparim. misal ayakkabi alacagim. kafami onume egerim, aklimdaki magazaya giderim, gorevliyle gozgoze gelmemek icin dua edip, begendigim modeli, bir kere deneyip, sonra da evime giderim. sifir iletisim. alisveristen nefret ediyorummmmmmmmmmmmm. ediyordum.

gecen gun soyle oldu. bir spor ayakkabi ihtiyacim var. sehre gittik. yaklasik bes saat ve alti magaza-ki bazilarina iki ya da uc kez girdik- onlarca deneme ve elimizde sonsuz mutlulukla geri donduk. tabi hemen donmedik. gittik eyalet kutuphanesinin onune oturduk, sandaviclerimizi yedik, gelene gecene baktik. yav gelene gecene baktik diyorum okuyucu. bu ne kadar buyuk bir luks biliyor musun? cok degistik, vallahi degistik yav. felsefik, psikolojik butun evrimleri gecirdik. o eski halimden eser yok simdi dizelerinin hakkini verdik.

“ben eskiden soyleydim, ben eskiden boyleydim” evet dogru. ama artik ne oyleyim ne boyleyim. ben ben degilim ya. verilebilecek butun odunleri verdim hayatta. hayir okuyucu, bunu bir karaktersizlik meselesi yapma. tamam herhangi bir konuda karar verici olarak beni baz alamazsin, bazen oyleyimdir bazen boyle ama simdi ne oyleyim ne boyle. derdimi tam olarak anlatamiyorum tabi. oysa gazapizm’den “unutulacak dunler” dinlerken kafamda neler vardi. “senin yandigindan daha fazla yanan insanlari dusunmuyorsan, nasil olacagiz seninle arkadas” “kazanmak kirlidir, kaybedelim insan kaliriz” “ben sana bu cicekleri mezarliktan caldim” gibi sozleri dinlerken nasil bir bag kurmustum oysa. bireysellik degil toplumculuk diyordum. ama ne yazdim, sonuc ne oldu? kocaman bir ben, ben, ben.

ozledik cunku okuyucu. bir sahile gitmenin verdigi yasama sevincini, arkadaslarla yasanan guzel bir piknigi, gunesi batirmanin verdigi o kizilligi, evde kalmaya kendi basina karar verebilmeyi, bir mekana gidip kahvalti edebilmenin verdigi hazzi, velhasil ozledik, her seyi, bizi biz yapan degerleri ozledik. cunku insan once kendini tatmin ettikten sonra baskasina bakabiliyor ya cogunlukla. tabii ki icimizde once baskasi sonra ben diyen de var. ama biz yorulduk galiba, su an once ben dememiz lazim. dunyaya tekrar guzel gozlerle bakmaya, kimselerin olmadigi yollara cikmaya, dalga seslerini sanki en sevdigimiz konserdeyiz gibi dinlemeye, bir agacin golgesinde oturmaya, bir bardak caydan ilk yudumu aldiktan sonra ince belli bardaga tekrar bakip, oha demini ne guzel almis demeye cok ihtiyacimiz var.

yani okuyucu, dort gundur tatil bize. is guc yok. deli dana gibi geziyoruz ortalikta. ozeti bu. saglicakla kal bozkirin tezenesi. sevgiler.

2 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s