maskeli balo ve onun sahte yuzleri

Selamlar okuyucu,

Evde ciceklerine isim veren, evcil hayvan ya da cocuk yerine bitki yetistiren blogunuz vakitlice yayinda. On air. Sokaga cikma yasagindan daha beter olan maske takma zorunlulugu ile yasamaya calisiyoruz. Maske takmak cok sacma bir eylem ya. Insanin kendini nefessiz birakmasi falan. Maskeyi ceneye ya da kafa ustune takan dayilari simdi daha iyi anliyoruz, empati kuruyoruz ve onlari seviyoruz artik. Cunku biz artik o dayilariz.

timbuktu

Covid-19 denen meret sanirim tum dunyada bitti ve herkes cilginlar gibi tatil falan yapmakta. Oysa biz bir avuc avustralya sakini olarak ikinci dalgayi yasiyoruz. Mevsim zaten kis. Herkes artik havalar isinsin da virus olsun diye bekliyor. Sanirim virusun kaynama derecesi 22-23 falan. Bana oldukca sacma gelen bu teoriye cok guveniyorum ama. Denize girmek mi olmek mi sorusunun cevabi bulundu artik. Ya herro ya merro dedi insanoglu.

Tabi mevsimlerden kis, viruslerden covid-19 olunca evde gecirilen zaman cok degerli olmaya basladi. Yillarca akrabalar geliyor lafini duyunca kendini hemen sokaga atan doksan nesli cocuklari icin zor zamanlar. Kacacak yer yok. Hadi gel viruse bi merhaba de yavriimmm, gel hadi.

Gunluk sayilarimiz fahrettin koca sabitine baglandi artik. 350-400 seviyesinde. Ama asil sorun hasta sayisi belli basli yerlerde hizlica artmakta. Yasli bakim evi, huzurevi adi verilen bolgelere virus bulasti ve su an onu alinamiyor. Gunluk 3-5 arasinda olu sayisi var ki hemen hepsi bu merkezlerde ki “yasli” insanlardan.

Evde gecirilen zaman denince tabi basta nesfiliks olmak uzere, buradan, sahsim olarak butun video oynatici, muzik saglayici efendime soyleyeyim film dizi sektorlerine selamlarimizi ve sevgilerimizi iletiyoruz. Netfliks olmadan bir salgin ortami dusunemiyorum. Ulan ortacagda veba salgini olan adam ne yapsin. Dede korkut gelecek de, hikaye anlatacak da, falan filan.

En son Russian doll adinda mini nesfiliks dizisini izledik. Cogzeldi valla. Bu aralar boyle vurdulu kirdili, dunyayi kurtarmali, buyuk laflar olan seyler degil de, insana odakli daha Russian institute tarzi yapimlara bakmaya calisiyoruz. Hani normal hayatin akisini versin bize. Karakterler kendi hayatlarina baksin, cafeye bara gitsin, fatura odesin falan. Bir emeklinin guncesi tadinda olsun, arkada guzel muzikler calsin. Russian doll’da daha once orange is the new black dizisinde taniyip sevdigimiz natasha lyonne adli oyuncu oynuyor. Orange is the new black’de alex ile en sevdigimiz iki karakterden biriydi. Gulce simdi yazinin draft halini okurken alex ha, ne alaka diyecek. Ben de ona dahi anlaminda de ayri yazilir, ornek alex de souza diyecegim ve konuyu degisterecegim.(gulusmeler).

uskudar

Russian doll guzel diziydi. Vermek istedigi mesaji gayet duzgun anlatan, almak isteyene verecek mesajlari olan, ama yormayan, sikmayan bir yapim. Dedim ya insanin kendisine donuk seyler istiyor bunye diye, sait faik okumak lazim biraz.

Mevsim kis dedim ama bugun yani Cumartesi gunu icin mukemmel bir hava ayarlamis mikail kardesim. Eyvallah miko, saygilar. Su an maske takmadan durabilecegimiz tek yer balkon. Guzel bir balkonumuz var, L seklinde. Ufaktan sehirdeki buyuk binalarin catilarini goruyor, benim karanlikta kivanc tatlituga benzemem gibi. Cicekler bile kis gunesi gorunce bi kendine geldi, cicek olduklarini hatirladilar. Demin iste bu guzel havayi firsat bilip birami alip, balkona ciktigimda dusunuyordum, sikmisim evini arabasini, en guzeli balkonda bira icmek diye. Sonrasinda saglik olsun yeter. Bira ve saglik. Grizunun bira ve kahve sarkisindan sonraki en sikko ikili.

Ya kardesim ayasofya cami olsun, olmasin mi dedik, ama sunu dunyaya guzelce aciklayin. Dun patron soruyo, bisiler yapiyomussunuz, hayirdir ne ayak falan. Benim patron da cok konusuyor birader. Emekli albay. Yine bir gun londradayim diye bir basliyor, susma sustukca sira asana gelecek lafini yanlis anlamis aminakoyim. Bi sus da sira bize gelsin demek istiyor insan. Neyse dedim he ya, yapiyoruz gene bisiler, dunyada acaip gelismeler oluyo falan filan diye lafa girdim. Bi ara yunaninstanli vatandaslar gaza geldi, savas bile isteyen var dedim, demez olaydim. Yarim saat bir ani anlatti, ya zaten kisitili bir dil secenegi var. ama adam beni insan yerine koyuyor anlatiyor, ayrica maasimi da o oduyor. Sike sike dinliyorum. Arada Greek diyo, avustralya diyo, oralari anliyorum ama gerisi karisiyo, cizirtili bir ses giriyo araya.

Iste tam o anda yine seyi anladim. Biz turkler olarak diyoruz ya, anliyorum ama konusamiyorum diye. Ben, kendim, sahsen, sahsim olarak tam tersiyim. Anlamiyorum ama konusabiliyorum. Derdimi anlatacak kadar ingiliccem var. ama bazen anlamiyorum kardesim. Butun kelimeleri bildigim cumlelerde dahi anlamli bir cumle kuramiyorum.  25 sene almanyada yasadim ama tek kelime almanca ogrenmedim diyen dayi gibi gururlanacak degilim ama bazen benim de cok canim sikiliyor bu duruma. Sonra geciyor tabi. Usengecim cunku. Hayattaki tek iletisim kaynagim olacak dili ogrenmeye useniyorum. Bazen matrix gibi elimi kulagima goturup, trinity ingilicce demek istiyorum. Ben de artik new York sokaklarinda kosup, yolun ortasinda dizlerinin ustune cokup, yukari dogru nooooooo diye bagiran sitcom karakterleri gibi hareketler yapmak istiyorum, ama olmuyor, belki ilerde olur. Olur be oluumm. Kendi kendime tavsiye verip, ayni zamanda hak bile veriyorum. Kendimle cok iyi anlasiyorum, ne cok ortak noktamiz var kendimizle.

Iste bu sayiklamalar hep evde kalmanin getirdigi sonuclar dostlar. Aslinda bu bir donum noktasi gibi. Yasi kirka merdiven dayamis bu halk kitleleri bazen basimi alsam da soyle uzaklarda mi yasasam diye dusunuyor. Sehir hayatindan uzak falan, kucuk bir kulubede, pembe panjurlar hesabi. Ama sehirde yasamak da cok guzel. Insan gormek, sosyallesmek. Su an test ediyoruz. Biz sosyal insanlariz galiba. Ozluyoruz rutinlerimizi. Ya da mesele tamamen ozgurluklerle alakali. Disari cikip, sosyallesebilecegini bildigin halde evde kaliyorsan iste o zaman bir secim yapabilirsin. Ama simdi zoraki ve dayatma bir mevzu soz konusu. Amannn insanoglunun dertleri iste. Hepimiz olduk freud aminakoyim. God is dead diyen nice mi nice is dead diyen tanri mi hakli diye dusunmeye gerek yok. Tanrilarin kopegiyiz. Ama nice de o kadar ustune gitmeseydi keske.

Guzel bir gun. Gunesli. Timbuktu, afrika, uskudar, zarife, oslo adini verdigimiz ciceklerimiz gunesi aldilar iyice. Biralar icilmeye devam edilirken, mukemmel sessizlige sadece klavyeden cikan tuslarin sesi mani oluyor, bir de yoldan gecen arabalar ve tek tuk insanlar. Maskeli insanlar. Hayat ne tuhaf ya. Zenginlerin maskesi daha guzel diye sikayet ediyorduk bir zamanlar protestolarda. Virus hepimizi esitledi. Maskeler suratlarimizi gizliyor. Yuzsuz insanlara donuyoruz. Ama ya bunlar devletlerin oyunuysa? Bana devletimin bir oyunumu bu diyor ya orhan gencebay, onun gibi yani. Bilemiyoruz okuyucu bilemiyoruz. Bizimde bir sik bildigimiz yok.

Kafamizda huni, yuzumuzde maske, elimizde bira. Afiyet olsun bozkirin tezenesi, saglicakla kal. Selametle.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s