ONCE UPON A TIME IN MOROCCO

fas seyahatimizin ikinci ve son bölümündeyiz. marakeş, essaouira, casablanca ve rabat şehirlerinden oluşuyor bu bölüm.
çöldeki harika iki günden sonra supratour’la yaklaşık on saatlik yolculukla marakeş’e ulaşıyoruz. tabi bu yolculuk da ayrı bir ziyafet. yol üzerindeki atlas dağları ve ouarzazate’de ki müthiş doğa görüntüleri bizi bekliyor. hele atlas dağlarına tırmanmak ve o yükseltiden vadiye bakmak bile bizi kendine hayran bırakıyor. bu arada ouarzazate şehrine geldiğimizde marakeş’e gitmek için otobüse binenler oluyor. bunlardan ikisi de daha önce fes şehrinden çöle beraber gittiğimiz ve küçük bir macera yaşadığımız kevin ve kız arkadaşı. hollandalı çiftimiz. onları görünce gurbette türk görmüş gibi seviniyoruz. 🙂 ( hemen araya gireyim : yol harikaydı ama o kadar çok viraj vardı ki dağa tırmanış ve inişte eğer yol tutma sorununuz varsa zorlanırsınız baya. Şahsen ben ha çıkardım ha çıkarıcam şeklinde yolculuk ettim. imza :gülce :))

jamma fna meydanı gündüz görünümü
jamma fna meydanı gündüz görünümü

ve sonunda marakeşdeyiz. burada riad adriana’da kalacağız. medinanın içinde, dışardan baktığınızda sadece duvar gördüğünüz bir yapı riad adriana. ama içerisi harikulade güzellikte. marakeş’in kalbi olan kutubiye camii ve jamaa fna meydanına on dakika yürüme mesafesindeyiz. bavulları bırakıp hemen tura başlıyoruz. hava karardıktan sonra geldiğimiz için ufak bir tedirginlik var. kutubiye camii’ne bakıp meydana doğru dönüyoruz. meydan hakkında daha önce bir çok şey okumuştuk. okuduğumuz herşeyi görüyoruz. maymun ve yılan oynatıcılar, çalgıcılar, henna yapan kadınlar ve bir sürü şiş kebapçı. marakeş türklerin çok fazla tanındığı bir yer. bizi gören bir kebapçı türk dediğimiz anda “yavaşşşş şaş şaş şaş hasan şaş” diyerek ve “kemal atatürk” diye ekleyerek sevgisini belli ediyor. tok olduğumuz için yarın akşam geleceğiz diyerek sözleşiyoruz.

henna
henna
henna
henna
kutubiye camii
kutubiye camii

leylekler

majorelle garden
majorelle garden
majorelle garden
majorelle garden

marakeş’de ki ikinci günümüzde kahvaltının hemen ardından yollara düşüyoruz. riad adria’nın işletmecisi melanie önümüze bir harita sererek nerelere gidebileceğimiz konusunda yardımcı oluyor. ve taksi fiyatları konusunda bilgilendiriyor. en uzak mesafeye elli dirhem. öncelikle kutubiye camii ve jamaa fna meydanını gündüz gözüyle görüyoruz. sonra meydanın arkasından çarşıya ve medinaya dalıyoruz. içiçe geçmiş bir çok küçük sokakta kaybolmaya bırakıyoruz kendimizi. bazen salak salak etrafa bakarken birileri yardımcı oluyor. şurdan gidin diyorlar. türk olduğumuzu öğrenenler inanılmaz sıcakkanlı davranıyorlar. medina gezisinden sonra badia palace’ı geziyoruz. eski bir saray. ve surları üzerinde leylekler bize şov yapıyorlar. içindeki resim sergisini de gezerek turumuzu bitiriyoruz. bir sonraki durağımız taksi ile yirmi beş dirheme gittiğimiz majorelle garden. modacı yves saint-laurent’in dekore ettiği bu mekan tamamen sakinlik üzerine kurulu bir botanik park. içinde güzel zaman geçiriyoruz. bol miktarda kaktüs çeşidi de görüyoruz bu arada. ve majorelle garden’dan sonra en sevdiğimiz bölüme geçiyoruz. tabanvayla şehir keşfetmece. yeni şehrin merkezine doğru yürüyoruz alabildiğince. ve ana caddeyi bulduğumuzda görüyoruzki kutubiye camii her yerden görünüyor. onun minaresini baz alarak tüm şehri keşfediyoruz. bu arada nargileye olan sevgimden dolayı ve fas insanının diğer arap ülkeleri gibi nargile kültürü olmadığından nargile içebileceğim mekan arayışım umutsuz bir noktaya gidiyor. sonunda beş yıldızlı bir otelin teras barında içildiğini öğreniyorum. ama akşam saatlerinde. notumu alarak ilerlemeye devam ediyoruz. taksi ile meydana dönerken taksici kasr-ı lübnan diye bir mekandan ve nargile içebileceğimizden bahsediyor. güvenli midir sorumuzda kesinlikle diye cevap veriyor. akşam görüyoruz ki kasr-ı lübnan marakeş’in pavyonu. evet nargile var ama içerisi o kadar kasvet yüklü ki on dakikadan fazla duramıyoruz.

palace badia genel görünüm
palace badia genel görünüm
marakeş panoramik
marakeş panoramik
palace badia
palace badia
palace badia
palace badia

marakeş gezimiz böylece sonlanıyor. gitmeden önce fas hakkında okuduğumuz yazılarda en çok ön plana çıkan şehir marakeşti. fakat bizim bakış açımızdan olsa gerek fes ve çöl’den sonra marakeş çok sarmıyor bizi. küçük istanbul diyebiliriz hatta. bir yanda eski şehir bir yanda mangosu, avmsi, mcdonaldsları ile yeni şehir. ve sabahında essaouira yolculuğumuz başlıyor.
marakeş’ten üç saatlik otobüs yolculuğu ile essaouira şehrine varıyoruz. fas’a gittiğimizde rotamızı önce dağ, çöl ve sonunda deniz olarak belirlemiştik. önce yorulalım okyanus bizi sakinleştirir diyerekten. bu arada marakeş’ten essaouira’ya giderken otobüste tabi ki kevin ve kız arkadaşı ile karşılaştık. hani demiştik ya bunlar hollanda’dan bakkala gider gibi çıkmışlar. ilk karşılaşmamızda kendi rotamızı anlatmıştık daha fes’te iken. ve birebir uyguladılar bizim planı.
essaouira’ya girer girmez okyanus bizi karşılıyor. muhteşem bir güzellik. iner inmez medinaya dalıyoruz. ve görüyoruz ki denize kıyısı olan her yer güzel. yüzyüzeyken görüşürüz grubunun şarkısı gibi -denize kıyısı olmayan insanları sevemedim. bu şehrin medinası o kadar düzenli ki şaşırıyoruz ve kalacağımız riad olan la fontaine bleue’yu aramaya başlıyoruz. bu riad medinanın sonunda okyanusa bakıyor ve muhteşem manzaralı. bavulları bırakarak medinayı ve okyanus kıyısını görmek istiyoruz. medina diğer şehirler kadar büyük değil ve bir iki gezince yolları tanıyoruz. ama çok açız. daha önce fes şehrinde tanıdığımız yusuf bize balıklardan bahsetmişti. tazeliğinden ve nefis tadından. medina içinde balık yapan bir yer buluyoruz. bir balık aşığı olarak ben önce balık çorbası ve ardından dil balığı söylüyorum. vejeteryan olan gülce balkabağı çorbası ve üzerine sebzeli tajin seçiyor. ikimizde seçimlerden son derece mennun ayrılıyoruz. özellikle her iki çorba da o kadar başarılı ki tadı hala damağımızda. ve sonrasında okyanus kıyısı. essaouira’nın hiç bitmeyecekmiş gibi görünen upuzun bir sahili var. kilyos’un, şile’nin, sarımsaklı’nın o tıklım tıkış sahillerine inat bomboş gibi. kumsalda top oynayan gençler, okyanusa ayaklarını sokan kadınlar ve çocuklarını denize bırakan anneler. her şey masal gibi. ve gecesinde tekrar sahile gidiyoruz. karanlık gecede okyanus ayışığı ile parlarken gülce’yi ve beni hayretler içerisinde bırakan med-cezire tanık oluyoruz. deniz çekilmiş ve gündüz denize ayağımız soktuğumuz yerler kumsal olmuş. bu mucizevi ana tanık olduğumuz için çok şanslı hissediyoruz. ( yine ben gülce: hayatımda mutluluk ve şaşkınlıktan ağladığım an çok azdır. işte okyanusun med-ceziri karşısında tam da öyle bir an yaşadım. havada zıp zıp zıplayıp ağladım güldüm. devam edebilirsiniz tayfun bey :))

okyanus sahili
okyanus sahili
harika bir manzara
harika bir manzara
mavi kayıklar
mavi kayıklar
okyanus balıkçılarının barınağı
okyanus balıkçılarının barınağı
kale girişi
kale girişi
alabildiğine sahil
alabildiğine sahil
kale medina arası
kale medina arası

ayrı bir paragraf açmak istediğim bir nokta da essaouira’nın balıkçıları . hemen kalenin yanında yaklaşık on tane balıkçı sergisi ve yanlarında iki üç masalık yerleri. gidiyorsunuz elinizle şu şu şu balıkları yemek istiyorum diyorsunuz. karidesler kalamarlar levrekler ve bir dünya daha balık. kocaman karışık bir tabak yaptırıyorum. yanında iki kişilik salata kola. ve verdiğimiz yüzyirmi dirhem. yani otuz lira. türkiye standartlarına göre inanılmaz bir fiyat ve lezzet harikulade. şehri terk edene kadar buradan yemeye devam ediyorum.
essaouira’yı nerdeyse gözü yaşlı terkederek casablancaya yola çıkıyoruz. sekiz saatlik yolculuktan sonra casablancadayız. casablanca’ya girer girmez gülce’nin dikkatini şehrin her on metresinde bir yer alan fas bayrakları çekiyor. o kadar çoklar ki. sanki en çok ziyaret edilen yer olduğu için burası fas demeye getirmişler. burada riad yerine otelde kalıyoruz. casa port semtinde ibis hoteldeyiz. hasan ıı camiini görerek casablanca’daki gezimizi tamamlıyoruz. çünkü casablanca o kadar ticari bir şehir ki durmak istemiyoruz. benim için tek yanı nargile içecek yer bulmak ve tvde fransa ligini izlemek gülce içinse hiç bir anlamı olmuyor bu şehrin. uçağımız buradan kalkmasa sadece yarım gün ayırırdık sanırım. ( gülce’den not : ben casablanca’nın en çok Rabat’a gidişini sevdim :))
casabalanca 1 casablanca
casablanca’dan bir buçuk saatlik tren yolculuğu ile rabat’a varıyoruz. rabat fas’ın başkenti. ve memur şehri. o kadar düzenli bir şehir ki kaosa alışan biz burada resmen sakinliği tadıyoruz. rabat’ın medinası muhteşem güzellikte. maviye boyanmış caddeler, kale ve arkasında okyanus ve yanında okyanusla birleşen nehir. rabatta kaleyi medinayı gezerek ve nehrin karşısında yeni kurulan sale kasabasını izleyerek mohammed V mozalesine ve yanındaki hasan ıı tower’a ulaşıyoruz. her şey çok düzenli. sonrasında tramvaya binerek şehir merkezine geliyoruz. tüm fas ziyaretlerinde olduğu gibi bir cafede oturarak çay söylüyoruz. ve gelip geçeni izliyoruz. rabat ikimiz içinde düzenliliği ve gelişmişliği ile yaşanılabilir yerler arasına giriyor. ama nargile olmadığı için yaşamamaya karar veriyoruz 🙂

medina sokakları
medina sokakları
kasbah
kasbah
sale manzarası
sale manzarası
muhammed V mozale
muhammed V mozale

ve seyahatimiz casablanca’dan istanbul’a kalkacak uçak ile son buluyor. bu güzel ülke ve güzel insanlarına veda ederek ayrılıyoruz. fas gerçekten değişik bir ülke. arap, berberi, fransız ve ispanyol kültürlerini almış durumda. ulaşım ve güvenlik noktasında hiç bir problem yaşamadığımız, yemeklerin güzel olduğu bir vaha. tatil için kesinlikle uğranması gereken bir rota. çölün, dağların ve okyanusun esintilerini taşıyor. balayımızı böyle güzel bir yer de yapmaktan kesinlikle memnunuz.
tayfun&gülce.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s