tropik iklim ve gundelik hayat dertleri arasindaki insanlar

selamlar okuyucu,

uzun, uzun zamanlardan ve biralardan sonra merhaba hem de. ne ara verdik beee. veriliyo ama iste ya. yazmak icin her oturdugumuzda ya dur bu masanin bi ufagi daha var diyerek geri kalktik. alisma istegiydi belliki aranin adi. yeni yerlere, yeni umutlara, yeni otobus hatlarina, yeni denizlere ve haritalarda yeni yerler kesfetmeye. gunun ilk birasi acildi ve blogunuz yayinda, vakitlice on air.

pasifik okyanusundan gelen dalga sesleriyle baslayan gunlerimiz devam etmekte. atlatilan seller, dogal felaketler derken sonunda huzura erdik gibi. dalga sesleri feat kus sesleri. muhtesem bir duet. avustralya hakkinda soylenmesi gereken ilk uc seyden biri kuslari olmaliyken bize hic bahsedilmemesini hunharca kiniyoruz. kaybedenler kulubunde dendigi gibi, evinde balyoz bulunduranlari, taze fasulyeye yarim kilo seker atanlari, george best’i sevmeyenleri ve avustralya kuslarindan bahsetmeyenleri kiniyoruz arkadaslar.

kargadan baska kus tanimayanlar icin magpie, kookaburra ve bilimum papagan turu. her sabah ve her aksam gunes batarken verdikleri harika konserler. bir de cockatoo denen bir tur var, biraz gurultucu ama akilli cocuklar. bahar geldimi dallarda cicek birakmaz allahsizlar. seviyoruz her birini ayri ayri. yasadigimiz yerde bir de deniz kartali var. aman yarabbi o ne heybet. bi mekani var deniz kiyisinda her gun gelir dinlenir, baligini avlar gelir burda yer, arada tepemizde ucar, kanat cirpmadan bize bi showlar yapar falan. bu yasta kus gozlemcisi olduk.

sizinle birlikte olamadigimiz zamanlarda avustralya’da secim oldu okuyucu. biz de bu vesile ile ilk defa oy kullandik. Tam bir yeteneksizlik abidesi Scott Morrison gitti, isci partisi iktidara geldi. arkasinda yesiller ve teal adi verilen bagimsizlarin destegi de var. Scott Morrison gercekten herhangi bir sirkette herhangi bir is verilmeyecek bir adamdi. simdiki basbakan Anthony Albanese, gecen genclerle konsere gitmis, birasini icip, genclere oley cektiriyordu. kendisi public housing denen devletin alt gelir gruplari icin yaptirdigi evlerde annesiyle buyumus. dar gelirliler sitesi gibi bir sey yani. secimde oyumuzu kasabanin kilisesinde kullandik, biz bu memleketin kaderini kiliselerde belirledik bayim. kursun kalemle oy kullandik, lan oylarimizi silip degistirmizler insallah diye dua ettik. aksamina actik biramizi, sarabimizi tv de sonuclari takip ettik. keyifli oldu, yillar sonra secim kazanmanin getirdigi bir problemle ne yapmamiz lazim lan dimdi diye birbirimize bakip durduk. sol parti iktidarinda pringles bir dolar olacak mi merakla bekliyoruz.

buyuk sehirden kucuk, sevimli sahil kasabasina tasinarak aslinda buyuk risk aldigimizi dusunuyorduk. ne de olsa sehir cocuyuz. bara, meyhaneye gitmezsek, her hafta farkli bir yerde kahvalti etmezsek hatrimiz kalir. yavas yavas bi alistik kucuk kasaba hayatina, vay amk yaa. sehir hayati ozlemi arttigi anda ver elini Brisbane. gecenlerde panayira gittik a dostlar. zamaninda hayvancilikla ugrasan ciftciler, yilin belli bir tarihinde hayvanlarini sehre getirip sergiliyorlarmis. boyle butun eyaletten insanlar geliyormus ama. hayvanlar satiliyor, en guzel boga, okuz, inek yarismalari yapiliyor falan. sonra demislerki bunu resmi bayram yapalim amk. memleket bizim degil mi kime ne? yapmislar da. hem hayvan gelenegi devam etmis, hem yemisler icmisler eglenmisler. covid nedeniyle uc yildir yapilamiyordu ama bu sene tekrar basladi. biz de atladik gittik Brisbane’a, bu guzel etkinligin parcasi olduk. panayir gibi panayir. cocuklu aileler icin cennet. her turlu oyun var. gulce bir de showbag diye bir olaydan bahsetti. boyle irili ufakli markalar cesitli urunlerini bir alisveris cantasina koyuyor, belli bir fiyattan satiyor. atiyorum kozmetik icin olani da var, cocuklar icin oyuncaklisini falan da. icindeki urunler yuz liraliksa 25den birakiliyo, hayvan gibi de ragbet var. gulce buna cok heyecanlanmisti, iki uc tane canta kapiverdi, cok mutlu oldu. aksamina da guzel sehrimiz Brisbane’da ki butun barlari ve yeme icme mekanlarini gezdik. Brisbane sen ne guzel sehrimizsin ya. Melbourne’den sonra biraz yavan mi lan demistik ama sehri bilmedigimiz icinmis. boyleyiz biz, bilip bilmeden atip tutariz, sonra aaa oylemiymis deriz devam ederiz hayatimiza. tamam gulce oyle degil ben oyleyim. ertesi gun de Brisbane’da botanik bahcesinde kurulan pazar yerini gezdik, kahvelerimizi yudumlayip, cennet mekan Sunshine Coastumuza geri donduk. adi sunshine coast olan bir yerde yasamak ne guzel bir duygu be ya. insanin ici hep kipir kipir, hep festival havasinda yasamak gibi.

bu hafta sonu da kuzeyde, bizden yaklasik 3 saat uzakliktaki Hervey Bay’e gittik. Okyanusun etkisinin koy olmasindan dolayi azalip sanki bir akdeniz, ege seridine donusmesinin adidir hervey bay. tam karsisinda kalan K’gari adasiyla uyum icinde, insana bir kitap da sen yaz, adi huzur olsun, Ahmet Hamdi Tanpinar’a rakip olsun dedirten bir cennet adeta. Lisede huzur romaninin incelenmesinde sozluden 5 almistim, yaptigim guzel bir kritikle, sagolasin Ahmet Hamdi Tanpinar. hayatimdaki basarilarin listesini tutmuyorum hayir, bir insan lisede edebiyattan aldigi sozlu notunu cvsine yazmamali, hayir. ama hayattaki en buyuk basarilarim bunlar iste.

Hervey bay’de gavurun pier dedigi bizim iskele dedigimiz zamazingolardan var okuyucu. Urangan mahallesinde, adi Urangan Pier. yaklasik bir kilometre denizin icine kadar yuruyebiliyorsunuz bu pier sayesinde. gel git okyanusta her seyi belirlediginden gittiginiz saatte denizdeki degisimleri gorebiliyorsunuz. bi de ustunde balik tutanlar var, hatta balikcilar icin oltalarini koyacaklari, o narin ellerinin yorulmamasini saglayan zimbirtilardan var. norvecli balikcilar gorse lanet olsun nutricinaya da loreale de der oyle basit bir mekanizma. biz gittigimizde baya bir balik tutan vardi. abinin biri buyuk bir balik yakaladi gozumuzun onunde, sonra yerdeki cetvelden olctu, boyunun yeterli olmadigini dusunerek denize geri birakti. iste o an insanligin bazen guzel bir sey olabilecegini dusunduk. seninki kac cm kampanyasi sanirsin buralarda yapilmis.

aksam uzeri Enzo’s on the beach diye bir yere gittik. tam kumsalda, bari acmislar, yemek servisi de var, gunesi batir, takil, acele etme diyorlar. bir tek gelip omuzlarimiza masaj yapmadiklari var. yeter lan olduk sirinlikten. tatil yerlerinin bu relaks hali super degil mi ya? biz yillarca butun sene calis, sonra kostur kostur bir hafta on gun tatile git, onda da eglensem mi, icsem mi, dinlensem mi sorulari arasinda kal, hepsini yarim yamalak yapmaya calis, sonrada tam isi cozup soyle yapinca mukemmel bir denge oluyomus lan derken izin bitsin, kos kos ise geri don. bir keresinde kabak koyunda tatil yaparken, sabah bir onceki aksamin verdigi cok icmenin bas agrisiyla uyanip kaldigimiz mekanin bahcesine cikmistim. bir kac kisi daha vardi. oturup denize bakiyorlar, herkes sakin, konusma yok. ben kahve yapicam, icen var mi dedim, arkadaslar iceriz ya dediler. tamam dedim gittim kahve yapmaya. boyle saga sola hizli hizli hareketleniyorum, suyu koyayim, fincanlar, kahveler nerde lan diye panik halinde hareket ediyorum. yerli bi bob marley yaklasti yanima, haci napiyosun dedi, kahve yapiyorum arkadaslara dedim. yok, onu sormuyorum napiyosun yani, ne bu acele, bak arkadaslar oturuyo, kimsenin acelesi yok, herkes sakin, yavas yavas yap, kimse sana siparisim nerde lan it demez dedi, oyle mi diyosun dedim, aynen oyle haci, relaks takil dedi. ben heeee simdi anladim moduyla sanki nirvanaya ulasmis gibi oldum, ertesi gun tatil bitti, calismaya devam. ne nirvana kaldi ne bob marley, calis la amugakodugum diye kibar feyzodaki ilyas salman gibi tipler tepemizde bagirip durdu.

aksam Enzo’s da gunesi batirip, yeterli alkol miktarina ulasinca sallana sallana kalacagimiz otelin yolunu tuttuk. amerikan filmlerindeki bir yol ustu moteliydi. amaca hizmet eden tipten, odana gir, seksini yap, yat zibar, sabahda kalk siktir git diyen tiplerden. kahvaltiyi da cennet mekan hervey bayde yapip kahvelerimizi huplettikten sonra donus yoluna gectik. oyle direk eve gelmek yok okuyucu, yetiskin bir gulceyle yolculuk yapacaksan cografyan iyi olacak, guzergahtaki her bir kasaba, koy ve benzin istasyonu gorulmeli, hepsinde kopeklerin yaptigi gibi kokusuyla sonra bulmak uzere tuvaletimiz yapilmali. Maryborough sehrine gittik biz de. pazar gunu gidilen kucuk sehir huznu diye bir sey uydurduk gotumuzden. genelde dukkanlarin kapali olmasi, yolda gorunen uc bes kisinin burda yabancilari sevmeyiz bakislari, acik olan bir iki yerde olum sessizligi olmasi gibi sebepleri var bu kucuk tezimizin. ama maryborough onlardan degilmis okuyucu. Mary Poppins diye bir karakter var, belki icinizde kucukken izleyen, okuyan falan vardir. o karakterin yaraticisi Pamela Lyndon Travers burada dogmus, bu insanlarda kendisine butun teveccuhlerini gostermisler. trafik isiklarindaki kirmizi ve yesil isiklardaki adamlar var ya onu bile mary poppins seklinde yapmislar, heykelini sehrin ortasina dikmisler. yazara dair pek bisi yapmamislar, karaktere odaklanmislar resmen. Yasar Kemali anmadan Ince Memed ovmusler gibi olmus. sonra Queens park diye bir parklari vardi. bugun gayda calan bir grup vardi, caldiklari gayda gecsin diye esprimizi yapmaktan geri durmadik. icinde canakkale savasiyla ilgili tarihi bilgilerin ve cesitli heykellerin bulundugu yerde bir adet ATATURK heykeli de bulunmakta, hem de kendisinin Anzac askerlerinin analarina yazdigi mektupla birlikte. gorunce bir gurur, bir gozyasi senligi.

hafta sonu bu sekilde gezerek gecti iste okuyucu. son alti aydir sessizdi buralar. fener biraz kipirdandi ya, keyfim yerine geldi, lan dedim su blogun tozunu alayim dedim. vizyon reis Ali Koc’a umut sarikaya karikaturundeki gibi kosasim var. saglicakla kalin okuyucu. arada siz de yazin lan, ozletmeyin kendinizi.

2 comments

  1. tayfun basganim, rastgale actim ve son yazini gordum. beyin yakan ve mizah iceren yazilarin guzel. bir kisi dahi okusa veya sadece evrene mesaj gondersen bile yazmaya devam et. bu senin jgunlugun ve zaman yolculugun. ilerde geriye donup baktiginda yuzunde bir gulumseme olacak cunku bunlara bakinca hayati doya doya yasamisim diyeceksin. daha cok gezi turlarini bekliyoruz. ince espiri yapmak zeka gostergesidir. saygilar sevgiler.

    • Selamlar Satoshi, çok teşekkür ederim, çok haklısın, bunlar günlük aslında, geriye bakınca yaşamışız bu hayatı diyeceğimiz. Aynı şekilde güzel bir hayat dileriz efenim. Selam ve Dua Lipa.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s