Bi’ yerden para bekliyorum abi!

Selamlar okuyucu,

Hayatimizin ellerimizden kayip gittigi, sonra yeniden elimize geldigi, sonra tekrar gittigi, sacma sapan bir hal aldigi bu bulutlu/gunesli yaz gununden selamlar. Dort bucuk aylik ozgurlugumuz dun gece saat on iki itibari ile elimizden alindi ve tekrar karantina moduna gectik. Bes gunlugune. Muhtemelen esiyle arasi bozulan basbakanimiz 14 Subat’i kutlamamak icin bahane uretmeye karar verdi ve aklina bu dahiyane plan geldi. Ona kucuk karantinalar yap. Nefis…

Oysa biz ne guzel icsellestirmistik, markete falan giderken cebimize maske koymaya ve geri kalan her yerde ve anda normal ve insan gibi yasamaya. Ama bize fazla degil mi normal olmak? Hayat oyle bir hale gelmisti ki, uzun sure giymedigimiz elbiselerin ceplerinden elli lira yerine maske cikinca sevinir olmustuk. “Hasiktir maske almayi unutmusum”, “hasiktir cebimde alti ay onceden varmis”, tesekkurler tanrim, bu ne tatli tesaduf.

Demincek gunun ikinci birasini acarken dedim su blogu yine ihmal ettik, dinledigimiz sarkilardan, ictigimiz biralardan, siklenmeyen hayatimizdan dunyanin geri kalaninin nasil haberi olmaz ya! Biz bu kadar onemsiz insanlariz ama neden kendimizi onemli hissetmeyelim ki degil mi? lafa gelince evrende toz tanecigiyiz abiii, icraata gelince dansoze para sikistirma. Neyse oraya gelirim sonra.

Demin dedim ya, uzun sure giyilmeyen kiyafetin cebinden para cikmasi diye. Cok guzel his degil mi ya. Sahane. Gulce’yle hep yaptigimiz geyiklerin basinda gelir. Ceki,senedi odeyemeyen esnafin, “piyasadan alacagim va”r demesi. Cok seviyoruz ya. Gulce hep der zaten ahh keske nalburum olsaydi, sabah tukkani acsaydim, 2.5 litrelik kola sisesinin kapagini delip, kapinin onunu sularken, komsuya selam verseydim, oglen komsuyla tavla atarken ciragi cay almaya gonderseydim falan diye. Sonra bana diyo ki sen sefa pezevengisin, ulan don bi kendine bak. Iste bu hayaller icerisinde hep deriz piyasadan alacagim var, bi yerden para bekliyorum falan. Bir de sey olur ya, telefon calar, arkadasin arar, “oglum bi yerden para geldi, aksam biralar benden, hatta ne birasi rakilar benden” ya ne sahane seyler bunlar.

Iste biz de oyle yuvarlanmaya devam ediyorduk. Gulce haftada iki gun is yerine gitmeye baslamisti, bense hayatin anlamini buldugum soforluk isime devam ediyordum. Karantinaya daha girmemistik. Iki gun once falan yani. Surekli yolda oldugumdan tuvalet ihtiyacimi sehrin farkli Mcdonalds’larinda gideriyorum. Bir gun Mcdonalds’a dua edecegim hic aklima gelmezdi. Dalgalanan her bir Mcdonalds bayragi kutsaldir arkadas. Tamam bir Opet degil ama olsun, benim icin hayat kurtarici. Yas ilerliyor, cesitli idrar problemleri insani yoruyor zaten. Benim artik Mcdonalds ve kapitalizm hikayesi dinleyecek takatim yok, cisim var. iste boyle boyle kaybettik butun degerlerimizi ve dansozle gerdan kirmaya geldik. Neyse onu anlatirim sonra.

Arabayi otoparka birakip tuvalete giderken gordum gelen maili. Hesabima yatan bir paradan bahsediyordu. Idrar yollarimi temizlemeden bakabilecegim bir sey degildi. Gittim isedim. Niye boyleyim ben ya. Niye hep dunya bir gaz ve toz bulutu diye baslamak istiyorum konuya. Cunku gulce. Kendisi kabul etmese de guzel bir hikaye anlaticisidir ve her hikayesi boyle baslar. “dunya bir gaz ve toz bulutuydu” ; yarim saat onceki seyi anlatirken dahi oralara gideriz. Cok dadlu yav. Neyse iki e posta gelmisti ve hesabima para yattigindan ve neden yattigindan bahsediyordu.

Sofor olmadan once bir ozel okulun mutfaginda calisiyordum okuyucu. Buyuk, devasa bir sirketin catering hiztmetlerinden birinde. Bize calisma kiyafeti olarak gomlek, onluk falan vermislerdi. Yani mutfakta calisan insaniz ne verecekler baska. Neyse efendim gelen e-postada diyor ki, “biz sana o gomlekleri, onlukleri verdik ama bunlarin bi temizlenmesi, yikanmasi lazim.” Hadi ya. Her hafta yikarim, asla utulemem, oyle giyerim. Heh iste tam bu noktada adamlar demis ki ulan bizim bir temizlik butcemiz var, sana hic koklatmamisiz, sen de uc bucuk sene iyi dayanmissin, simdi farkettik, ahan da bu toplam sana odememiz gereken, bu da faizi. Dortyuzelli lira gibi rakamdan bahsediyor. Ulan dedim acaba ben mi borcluyum? Cunku daha gecen hafta gulcenin ‘at, at, at evin icinde bunlara gerek yok, at, at, bunu da at’ seansi sirasinda isten ayrilmadan once yeni aldigim, gomlektir, polardir falan bi dunya seyi ikinci el dukkanina goturup ucretsiz vermistik. Dedim amk sansa bak ya, keske vermeseydik, adamlara iade ederdik simdi. Sonra hesaba baktim hemen, hizlica, saniyesinde. Para hesaptaydi, polisi aramama gerek yoktu. Tatli bir alisveris olmustu.

Hemen gulce’yi aradim. Dedim “hayatim benim bekledigim bi para vardi ya, onu tahsil ettim” Anlamadi, ne diyosun acik konus dedi. Havadan para geldi askim, gel aksam ezelim dedim. Ciddiye almadi. Sonunda dayanamadim, para var para, ezmelik, yemelik, icmelik diye bagirdim. Oleeyyyyy sakin gelecegimize yatiralim yapalim, biriktirelim, sonra lazim olur, daha bunun yasliligi var, hastaligi var demedi, saat kacta bulusalim dedi. Heeyyyttt bee daha olmedik, ama gunun birinde elden ayaktan duseriz, bize bakacak coluk cocuk da yok, akraba desen kimseyi siklemeyiz, kenara uc kurus koysak super olur demedim, ben senin is cikisina gelirim dedim.

Once sehirde sherlock holmes diye bildigimiz bir bara gittik. Izbe, nalet bi yerdi ilk gittigimizde. Ama patron akilli adammis. Hemen ust kata dr. Watson diye farkli konseptte, daha tatli, bir yer acmis. Hatta duvara kocaman ‘watson bu dunya’ yazmis. Biz buyuz okuyucu, artik tanimis olman lazim. Kotu espri bizde, raad ol. Havadan gelen paranin hesaptaki yansimasini goren gulce, barmen kiza en pahali sarabinizdan ver dedi, ama en pahalisinin 20 lira olmasi ile yikildi. Olsun bu daha baslangic diyerek eski gunlerine selam cakti, ama ya dansoz?

Ikinci olarak sehrin en tatli turist mikme sokagi hardware lane’e gittik. Sokaklara masalarin atildigi, herkesin romantic komedi ambiyansinda yasadigi bu tatli yerde, gulce istedigi pahali saraplara ulasti sonunda. Menude yazan, toskano, sicilya, Barcelona menseili saraplari gordukce mest oldu. Kalkarken ictigimiz iki kadeh odedigimiz sarap bagi koduklarim diye soyleniyordum hala.

Sokaklari gezerken Melbourne sehrinin medar-i iftihari olan kucuk, daracik sokaklardan birinde paris cat diye bir jazz kulup gorduk. Baktik adamlar acik, hatta o gece program var. aman dayanamayiz, canli muzik dinlemeyeli bin yil olmus. Yemekten sonra gelelim yeeaa diyerek yola koyulduk. Sehrin en guzel pizzacisi +39 da yer ayirtmistik. Bence adamlar pizzada iddiali, hic italyaya gitmedim ama abarti sanatinin en iddiali ismi olarak diyebilirim ki dunyanin en iyi pizzasi. Pizza hut ayarinda. O derece anlarim bu islerden.

Pizzalari gomdukten ve gulcenin yaglarini eriten fiyatlardaki saraplari ictikten sonra kalkip, paris cat yoluna dustuk. Havadan gelen paranin tadi gulce gibi bir “tuketmeyelim ama uretmeyelim de ya biz hep yatsak uyusak” insanini bile yoldan cikarmisti. Adam basi kirk lira vererek mekana girdik. Ama cok kirildim. Yav insan giris fiyatina bi icki verir ne bileyim bi kalem bira bir kopek olduren bisi ya. Ama muzik guzeldi. Los isik, tugla duvarlar, caz, mukemmel anlara sahitlik eden az sayida dinleyici. Kerem gorsev gorse aglar o derece.

Iste biz buyuz ya diyerek, zafer kazanmis komutan edasiyla donduk gecenin sonunda eve. Yolda geldigimiz taksici eleman bile lafa ‘ben sizin basgani seviyom ya’ diyerek baslamisti, biz sevmiyoruz ya diyince adam ben de sevmiyiom aslinda, politikaci degil mi topunun amina koyim diyerek bize turk taksici profili yasatti, o da gecenin bir artisi oldu.

Ee amk hani karantina, dunyayi yediniz ictiniz, doymadiniz mi laaannn diye efelendigini duyuyorum okuyucu. Yazarken ben de hissettim o duyguyu. Amk ne sefa pezevngi ciktik diye kendime sovdum. Ama bi dakka okuyucu, bi dakka. Dun yani gunlerden Cuma olan gun, gulceyle birbirimizi yine ‘hayirli cimalar ahretlik’ sozleriyle ise ugurladik. Oglen saatlerinde ise telefonum caldiginda arayan gulceydi. Aha dedim askim benim ya, bana havadan para gelince dayanamadi, maas gunuydu zaten sevdicegimin, kutlu haberi verecek, aksam yemekler benden diyecek actigim telefonla dunya basima yikildi. Gece yarisi 23:59 da karantina baslayacakmis. Yine, yeni, yeniden maske takmak zorunlu, evden sadece iki saatligine cikilacakmis, baska her sey yasakmis. Vay bana vaylar bana.

Biz de tam arkadaslarla Cuma aksami yemek yiyelim diye plan yapmistik. Olsun lan dedik, karantinaya girmeden son bi yemek hakkimiz var. super beee. Arkadaslarin cok sevdigi bir yunan lokantasi var, oraya yer ayirtmislar. Gittik, yunan lokantasi iste. Her seyi bizden calinti. Doner diyosun gyro diyo, salata diyosun Greek salad diyo, borek diyosun, galakta boreka diyo, kahve diyosun, Greek coffee diyo, raki diyosun ouzo diyo. Olsun ama, adamlar guzel yapiyolar. Giderken bi sise uzo almistik, yerken onu da ictik. Sonra ne mi oldu? Dansoz geldi . Lan oglum surda doner yiyip, uzo iciyoruz, ne gerek var 90lar televole jenerigine. Lan yemin ediyorum bes dakika falan surdu, inanilmaz surreal bir ortama dustuk. Dansoz oynadi, kimse eslik etmedi. Taki tam bitirirken bizim masayla ilgilenen yunan abla dansoze bizim masayi gosterene kadar. Arkadaslarimizin ask-I memnu’da yalida yasayan ciftler gibi ellerini yuzlerine goturmeleri ve cekme kardesim cekme seklindeki vucut dillerine inat biz gulce ile kalktik, aslanlar gibi kivirttik, ve hatta dansozun sutyenine para sikistirdik. Yillar sonra farkli bir sutyene dokunurken ellerim titrese de, dansoz ablanin ‘atesle aslanim, bu memeler neler gordu’ bakislariyla rahatladim. Ve o anda gulceden gecenin sozu geldi: “biz karantinaya boykle gireriz aslanim”

Iste boyle okuyucu, sikko hayatlarimizin hikayesi yazilmaya devam etmekte. Boyle kucuk heyecanlara ihtiyacimiz var, memelerden bashetmiyorum, yanlis anlama. Sik gibi geciyor gunler, onlari hikayeli hale getirmeye calisiyoruz bozkirin tezeneleri. Kendinize iyi bakin, siz bize lazimsiniz.

2 comments

  1. Efenim merhabalar,

    Yazım stilinizdeki değişiklikler gözümüzden kaçmış değil, olaylarda bir kronolojik sıra ile gitme, yazının başından itibaren sonuna atıf yapmalar ( bunda ilgili konunun hiç akıldan çıkmaması da olabilir bilemedim 🙂 )

    Taksiciniz de iyiymiş memleket özlemini dindirmiştir bir nebze.

    Saygılar.

    • Hahaha ya niye böyle olduk, kendimizi bozduk biz diye sorguluyoruz şu an 🙂 taksici her yerde aynı işte, nabza göre şerbet veriyor:))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s