bus replacement

Selamlar okuyucu,

Blogunuz vakitlice yayinda. Yazi karakterlerinden anladiginiz uzere artik turkce karakter olmayan bir blog. Turkce oksuz, turkce yasta. Bilgisayarimizin kirilmasindan mutevellit, evet kirildi ama oyle kufur ettik, hor gorduk diye kirilmadi, bildigin ortadan ikiye ayrildi. Biz de on kusurlu hareketten bir kacini yapmis olabiliriz tabi. Neyse yenilendik, gotumuze bir miktar girdi, rahatladik biraz.

Hayatin son derece duragan aktigi bu son yaz gunlerinde, pazartesinin bu son demlerinde fonda sebnem ferah bu ask fazla sana diye soylerken actigimiz bir biranin da etkisiyle oturduk klavyenin basina. Pazartesi demisken bugun eyaletimizde tatildi. Ecnebinin dedigi gibi long weekenddi bu hafta. Uzun hafta sonu minvalinde. Cunku isci bayramiydi. Ama sadece bizim eyalette. Digerleri baska baska zamanlarda kutluyor bu guzel bayrami. Sebebini ne sor ne ben soyleyeyim, sorsan da bilmiyoruz zaten. Ama pazartesini isci bayramina ayirmak basli basina guzel jest degil mi be okuyucu gardas? Gardas dedim okuyucu farkindaysan, isci diyince onu anlariz biz cunku, eski, kirli tulumuyla zincirlerinden kurtulmaya calisan insanimizi anlariz. Ama en nihayetinde bizler de birer isci degil miyiz? Kendini elit sanan burjuva yavsaklar ordusu. Aa sertlesti yazi. Dur ulan dur, sanki birikim dergisine, sol yayin organlarina yaziyor mal.

Neler yaptik, okuyucu. Ne yapacaz yaa, yuvarlanip gidiyoruz iste. Sicak havalar, yazin son demleri, mis gibi sonbahar, kis geliyor. Bir ara roger waters geldi buralara. Ben de biletini almistim, uzun zaman once, dedim gideyim de yasayan bir efsaneyi canli goreyim. Konser gunu gelince,kapi acilisi olan saat altida en onde yerimi aldim. Konser alaninda iki kapi gecisi vardi. Bir salonun onunde, bir de salona girince koridora aliyorlar bir saatte orada bekliyorsun, sonra ic kapilar acilinca konser salonuna giriyorsun. Ben aradaki koridorda ki oraya araf diyorum ben hemen bara gidip dort bira aldim. Oturdum bir koltuga geleni geceni izliyorum. Bir sure sonra farkettim ki icerde eki en genc insan benim. Yas ortalamamiz 72,3. Icerde hunharca su iciliyor, biraz daha cesur olanlari, mineralli su ve enerji icecegi iciyordu. Bardaki eleman bir sure sonra kovboy filmlerindeki issiz kasabanin barmen gibi sadece bari silmeye basladi. Bir sure sonra kapi acildi iceri girdik. Ben dort bira daha aldim kendime, gectim en arkadaki yerime oturdum, onume 3 yaslarinda cocuklari olan bir aile geldi, tabi ki benim rock konserlerimiz olmazsa olmazi cocuklu aile. Sonra yanima iki fransiz gelip oturdu, konser bitene kadar fransizca konustular, bir dakika susmadilar. Yanima da bes tane ergen erkek oturdu, konser bitene kadar bir bira ictiler, cit cikarmadilar, effendi cocuklardi. O anda yeter ulannnn, allahiniz yok mu diye bagirmak istedim. Ne bicim rock konseri lan bunlar? Hep mi bana denek geliyo kraliyet ailesi gibi konser izleyicisi. Allahtan roger waters oyle bir performans yapti ki, hepsini unuttum, gormezden geldim. Roger waters sen muhtesemsin diyebildim sadece.

bildiginiz gibi okuyucu vakitlice blog araba sahibi degil, aylik akbiliyle sehri turlayan birer azize, sehrin azizleri. Ama ehliyet isi tamamdir, o cepte. Nasil aldin dersen ki demezsin sen de bilirim ben yine de yazayim. Sinavla aldim. Net. Yazili sinav, kaza simulasyonu ve son olarak direksiyon sinavi ile turumuzu tamamladik. Ehliyetimiz buranin kurallarina gore P derecesinde. Yani deneme suresinde. Ne demek bu? Yani uc sene boyunce ceza puani alacak herhangi bir hareket yaparsan sikerim ebeni demek. Adam gibi kulan, uc senenin sonunda full ehliyete gec demek. Bu sure boyunca da araban olursa allahin fakiri, one arka camlara P yazili kagitlar takacaksin demek, millet de bilecek senin ne mal oldugunu demek bir minvalde. Iste artik araba almaya haziriz. Yarrami hazirsin benjamin, para nerde para. Olsun, o da olur birgun. Arabalar ucuz deyyolaa. Benzin de ha keza.

Iste bundan dolayi okuyucu biz yine akbile devam sekilde takiliyoruz. Bir de tam mevsim gecisi, vakitlice ailesi olarak hastayiz. Bitmeyen griple butun hafta firk firk diye burun cekerek dolastik. Hafta sonu da ayni sekilde gecti. Ama gezmekten, sokaga cikmaktan geri kalmadik. Hava guzel bi deniz kenari yapalim dedik, hava hemen bozdu. Cunku oyle burada. Kendisine iyi bir sey soyle, mikail hemen ibneliklere baslasin. Ulan miko, ulan miko. Neyse deniz kenari niyetine frankston adli semtimize gidelim dedik. Sehirden trenle yaklasik bir saat uzakliktaki bu guzel mahalle, gayet buyukce, guzel de bir sahili var. tamam dedik, aldik sirt cantalarini koyulduk yola. Bir yerlerde bus replacement varmis. Yani tren hatlarinda bakim varmis, o sebeple otobusle devam edeceksiniz diyorlar, bir nevi yolun bundan sonrasina katirlarla devam edeceksiniz. Neyse otobusler hemen tren istasyonunun yaninda, gorevliler her yerde. Ulan alti ustu trende calisma var, otobusler burada diyecekler, en az dort bes kisi. Istihdam yaratacaklar ya, her yolcuya bir gorevli seklinde, forst klas hizmet. Neyse bindik, ekspress servisle gittik frankston’a. ne yaptiniz dersen okuyucu, sahilinde on dakika yuruduk, bir ruzgar bir ruzgar, durulmuyor. Aciktik bir de, cisimiz de geldi. Bilirsin okuyucu, kuzey unutmaz, soguk isetir.

Neyse acikinca gulce dedi, patron sensing nereye dersen oraya gidelim dedi. Sonra da ekledi hadi oakleigh’e gidelim dedi. Ben de tamam dedim. Patron benim ya, karari ben verdim tamam diyerek. Neyse bu Oakleigh denen semtimiz, yunan semti. Kendi icinde kucuk atina. Guzel bir meydani var, her taraf taverna, gelsin ciroslar gitsin suvlakiler. Ara sokaklarda manifaturaci falan var. neyse frankstondan buraya gidebilmek icinde ebemizinkini tersten gorecek bir yola gitmek lazim. Tabiki oradaki tren hattinda da bakim var, neden olmasin ki, tatil cunku, tatil olunca tatile gidilir, icilir, sicilir, belediyeysen eger sen de bakim onarim yaparsin. Dunyanin her yeri ayni amk galiba. Acikmamizin uzerinden bir bucuk saat gectikten sonra oakleigh’e vardik. Artik tam anlamiyla vahsi aclardik ve eger yiyecek bir sey bulamazsak, insanlari yuruyen bir tavuk kanadi, kozleme biber, tekel birasi olarak gormemiz kacinilmazdi. Neyseki yunanli kardeslerimiz guzel insanlar, hemen kurdular sofrayi. Yemekler cok guzeldi ama yemegin yaninda gelen bagirarak konusan insan sosu biraz fazlacaydi. Ya amk butun bir meydan birbirine en uzaktan bagirir gibi konusuyor dip dibe olmalarina ragmen. Ha bir de son ses yunanli ve unlu oldugunu dusundugumuz sarkicilarin eserlerini aciyorlar, sonra da duymuyorum, bagirsana biraz seklinde muhabbet.

Yemegi yiyip karnimiz doyunca, bunlar cok bagiriyo hadi gidelim de salon insani halimize geri donelim diye eve gitmeye karar verdik. tabiki trende calisma vardi. Zaten eve de cok ters bir yerdeyiz. Baktik box hill denen semtimize otobus var. box hill bize yakin, cok da seviyoruz. Bir de okuyucu bizim vakitlice ailesi olarak soyle bir dusunce yapimiz varmis, birbirimizi tanima asamasinda ogrenmistik her ikimizde de oldugunu. Olay su, evine uzak bir yerden giderken tanidik, artik bizim buralar dedigin yeri gorunce, ha tamam artik araba, dolmus, otobus olmasa da buradan eve giderim hissiyati. Misal ben(tayfun)(anlamadiysaniz) tarabyada oturdugum yillarda, maslak sinirlarina girince hep bi rahatlamisimdir. Eger minibuscu beni indirirse, otobusten atilirsam, taksiye oradan sonra param yetmezse yuyuyerek de gidebilirim artik, mahallem cunku. Neyse box hill otobusu goruncede ben oyle hissettim. Dedim onunla gidelim, oradan tramvaya bineriz. Hem box hill bizim asya mahallemiz gibi, birak turkceyi, ingilizce tabela bile yok. Hep cizik. Bu duyguyu en son sultanahmette yasamistim. Turkce tabela yok, her dilde restoran yaziyo, hediyelikci yaziyor. Ha bi de bizim eczaneler vardi tarabyada her dilde eczane yaziyordu, apoteke falan hep oradan ogrendim.

Otobuse bindik git allah git, sehrin icinde geziyoruz, hem daha once gormedigimiz yerleri goruyoruz hem evden uzaklasiyoruz. Bir ara gulceye hic eve gidemeyecegimizi, cunku her yerde bus replacement oldugunu ve hic birinin bizim ordan gecmedigini, artik otobuste yasayacagimizi, otobus tanrisi magirusun bizi kutsayacagini, neoplanin bize ac birakmayacagini, hatta iyi birer otobuscu olursak bas tanri iettnin bize icinden sarap dokulen otobuslerde agirlayacagindan bahsederken son duraga gelmisiz.

Bir sekilde kapagi eve atip, kutsal sunak niyetine bir nargile patalattik mi, ohhh. Ustune fener maci da erken saatteydi. Gece onikide. Evet erken saat iste. Normalde gece ucte oluyo amk. Siz nereden bileceksiniz bizim fener icin cektigimiz cileyi. Ahh okuyucu ahhh. Ali koc gelsin, baskan olsun, su saat farkindan bizi kurtarsin, evet o da simdiki yonetimin sucu ulannn.

Yani okuyucu, yeryuzunun bu tarafinda cok degisen bir sey yok. Calisiyoruz, evimizin bahcesinde oturup sukur diyerek, bir bira daha aciyoruz. Siz de deneyin bozkirin tezeneleri, pisman olmazsiniz.

 

Saglicakla kalin.

Reklamlar

3 comments

  1. Basganim, cok matrak yaziyorsun. Zihin aciyor. Devamini bekleriz. Inanin faydali oluyor. Hafif gaz vermekte isterim sizlere. Ince espiri zeka gostergesidir. Fakir mahallesi ve esnaf dostu clayton’dan saygilar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s